Formula 1 ışıltılı ve zor bir dünya. Bu dünya en köklü dostlukları bile yerle bir edebiliyor. Sporun tarihinde gömülü onlarca dostluk var. Rosberg ve Hamilton’ın yaşadıkları, bence en özelleri. Neden mi? Gelin anlatayım.

İki çocuk düşünün. Henüz 14-15 yaşlarındalar ve çok yetenekli yarışçılar. Katıldıkları tüm serileri domine etmişler. Yarışıyor ve eğleniyorlar, başka bir şey yaptıkları yok. Takım arkadaşlıkları bir dostluğa da dönüşünce tadından yenmiyor. Tek tekerlekli bisikletlere binip pizza yeme yarışması yapıyorlar. İki normal çocuk gibi düşünebilirsiniz. Fakat değiller.

Aslında mesele çok daha derin. Liverpool’la Manchester’ın rekabeti gibi bir mesele var arada. Taraflar gerçekten de benziyor. Bir tarafta punk müziğin doğduğu işçi şehri Manchester’ın banliyölerini temsil eden Lewis Hamilton var, bir tarafta rakibi Hamilton’ın ifadesiyle “Babası Formula 1 dünya şampiyonu olduğu için helikopterler filan gibi oyuncaklara sahip olan” adeta tam bir Liverpool timsali Nico Rosberg var.

_79130930_lewishamiltonandnicorosberg-png-2

Bu iki şampiyonun hayatları 1985 yılında, gece ve gündüz kadar farklı iki koşullarda başlıyor. Lewis Hamilton, bir demiryolu işçisinin oğlu. Annesi ve babası Lewis henüz iki yaşındayken ayrılıyor. Yanık bir Orhan Gencebay türküsü veya ağır aksak bir Morrissey şarkısı tadında ilerliyor yani Lewis’in hayatı. Kardeşi Nicolas beyin felci hastalığına sahip olarak doğuyor. Zaten maddi durumu iyi olmayan Anthony Hamilton, Lewis Hamilton’ı yarıştırabilmek için evini ikinci kez ipotek ettiriyor.

Nico Rosberg, Formula 1 padoğunun, motorsporlarının, ışıltının tam ortasında Monaco’da büyüyordu. Babası Williams’ın şampiyonlarından biriydi. Takımla ve padokla iyi ilişkileri devam ediyordu. Oğlu Nico’ya maddi desteğin yanı sıra bizzat koçluk yapıyor, ona nasıl yarışması gerektiğini öğretiyordu.

_78919728_lewishamilton

Henüz sekiz yaşındayken yarışlar kazanmaya başlayan Lewis Hamilton, İngiltere’de adeta kazanabileceği ne kadar kupa varsa kazanıyor. Bir gün henüz 10 yaşındayken Ron Dennis’e “Ben bir gün senin için sürmek istiyorum” diyen Hamilton, yıllar sonra hayallerine bir adım atıyor ve McLaren-Mercedes desteğiyle Avrupa’ya gidiyor.

Lewis Avrupa’ya gitmeden Nico’nun namını duyuyor. Keke Rosberg’in oğlu, sürekli yarışlar kazanıp duruyormuş. Kıta Avrupa’sında o seneler kaybettiği yarış sayısı bir elin parmaklarını geçmiyormuş. Babasının maddi manevi destekleri, çalışkanlığı ve zekasıyla Avrupa’yı alt üst ediyormuş.

Derken Lewis ve Nico İtalyan CRG takımında birlikte yarışmaya başlıyorlar. Henüz ilk yarışlarında da ilk mücadelelerini yaşıyorlar. Yarışı Nico Rosberg baştan sona lider götürüyor. Fakat son turda Lewis Nico’yu geçiyor ve ikilinin ifadesine göre, dostlukları orada başlıyor.

hamilton-kubica-rosberg-youngjpg-and-lewis-hamilton-1785809452

Tanıdık bir isim daha o yıllarda ikiliye eşlik ediyor: Robert Kubica. Hikayeyi de güzel anlatıyor: “Çocukken ben pizza sevmezdim. Fakat Lewis ve Nico’yla sıklıkla akşam yemeğine gittiğimizi hatırlıyorum. Pizza yemek için bile yarış yaparlardı, her zaman tek seferde iki tane yerlerdi. Rekabet her zaman vardı. Her zaman kazanmak, birbirlerini yenmek istediler. Ama kavga etmediler. Arkadaşça bir rekabetti. Sonrasında her zaman kahkaha gelirdi.”

İkilinin yaşam tam anlamıyla birleşiyor. Aynı odada kalıyor, aynı takımda yarışıyor, aynı yemeği yiyorlar. Pistte yarışıp arta kalan zamanlarda da birlikte zaman geçiriyorlar. Lewis Hamiton’ın ifadesine göre, ikili arasındaki ilk ciddi rekabet tam da o yarış aralarında başlıyor: “Muhtemelen aramızdaki ilk gerçek rekabet Nico’nun her yerde tek tekerlekli bisiklet sürmesiyle başladı. Yani ben de ‘Ben bu tek tekerlekliyi sürmeyi öğrenmeliyim. Ondan daha iyi olmalıyım’ diye düşündüm.”

s6_404697

Asansörden otel odasına kadar koşma yarışı yapan bu ikilinin arasındaki rekabet, pistte Lewis Hamilton’ın dünya şampiyonluğuyla noktalanıyor. Sonrasında Lewis ödül olarak İngiltere’ye dönüp Formula Renault serisine geçiyor, kariyerinin geri kalanında Manor Racing için yarışıyor. Rosberg ise Almanya’ya gidip Formula BMW’de şampiyon oluyor ve bir sonraki yıl babasının Formula 3 takımına geçiyor.

1458579163232-2

2003 yılının sonların Rosberg, BMW-Willams adına ödül olarak genç sürücü testine çıkıyor. O gün onunla beraber teste çıkan bir diğer pilot da Nelson Piquet’nin oğlu Nelson Piquet JR. O gün BMW-Williams, bu çocuklara sırf babaları pilot oldukları için “kıyak geçmekle” eleştiriliyor. Fakat bu eleştirilerin ne kadar yanlış olduğunu Rosberg, 2005 yılında GP2’de geçirdiği ilk yılında ispatlıyor. İlk defa bu kadar büyük bir seride yarışan Rosberg, bu serinin ilk senesinde şampiyon oluyor ve 2006 yılı için Williams’ta bir Formula 1 koltuğunu kapıyor. Aynı yıl Lewis Hamilton da GP2’ye, hatta Nico Rosberg’in eski takımına Rosberg’in yerine transfer oluyor. Böylece ikilinin yolu yeniden kesişiyor. Ama bu sefer Formula 1 padoğunda.

nico-rosberg-seine-karriere-in-bildern-1200x800-f443a0190d41bcc4-2

İkilinin sıkı dostluğu, padokta yeniden başlıyor. Lewis Hamilton’ın ifadesiyle geçmişte birbirine bakıp “acaba birlikte, aynı takımda, en iyi takımda yarışabilir miyiz” sorusunun cevabına ikili bir adım daha yaklaşıyor.

2006 sezonu Rosberg için Cosworth motorlu, dayanıksız ve yavaş Williams’la güzel işler çıkardığı sezon olarak tarihe geçiyor. Bahreyn’de yarışın en hızlı turunu elde ederek, tarihteki en genç en hızlı tur sahibi oluyor.

O esnada GP2’de Lewis Hamilton fırtınası esiyor adeta. Ancak Lewis’i öne çıkaran şey zaferlerinden ziyade sürüş tarzı oluyor. Sadece her an geçiş yapabilmesi değil, sık sık kendini geçiş yapmaya mecbur bırakan hatalar yapması ve pist dışına taşmalarıyla da ünleniyor. Daha o zamanlar ne kadar limitte bir pilot olduğunu ispatlıyor. İstanbul Park’taki yarış Lewis’in GP2 kariyerinin özeti gibi geçiyor ve Lewis Hamilton, yarışa damgasını vurarak GP2 şampiyonu oluyor.

2006 yılında Montoya NASCAR’a geçince, sezon sonunda Raikkonen de Ferrari’ye gidince McLaren pilotsuz kalıyor. Çok daha tecrübeli pilotların McLaren’e, Alonso’nun yanına gelmesi beklenirken Ron Dennis’in tercihi yıllar önce tanıştığı ve gelişiminde pay sahibi olduğu Lewis Hamilton oluyor.

Lewis Hamilton McLaren’e geldiğinde bu kadar genç bir sürücünün doğru bir tercih olup olmadığı konuşulmaya başlanıyor. Ta ki sezonun ilk yarışı Avusturalya GP’sine kadar. İlk yarışında Lewis Hamilton podyuma çıkıyor ve tarihin en genç podyuma çıkan sürücüsü oluyor.

O sezon Lewis Hamilton, podyumlar değil yarışlar kazanıyor ve son yarışa şampiyona lideri olarak gidiyor. Herkes bu genç pilotun ilk sezonunda şampiyon olup olamayacağını sorarken şans Raikkonen’in yüzüne gülünce Lewis Hamilton umutlarını bir sonraki seneye saklıyor.

2008 yılı, Rosberg için de ileriye doğru adımlar attığı ve ikilinin arkadaşlığının artık magazin konusu olduğu yıl olarak göze çarpıyor. Sezonun henüz ilk yarışında pilotlarımız podyuma çıkıyorlar. Birlikte yıllar sonra çıktıkları ilk podyumu çocuklar gibi kutluyorlar.

Bu podyum, ikilinin hayallerine bir adım yaklaşmasını simgeliyordu. Aynı zamanda medya için de malzeme anlamına geliyordu. İki pilotun dostluğuna vurgu yapan yazılar yazılmaya, programlar yapılmaya başlanmıştı.

Padoktaki dostluk sürerken, Lewis Hamilton 2008’de ilk dünya şampiyonluğunu kazandı, Nico Rosberg de 2010’da Mercedes’e transfer oldu. Rosberg’in takım arkadaşı önce efsane pilot Michael Schumacher’di. Rosberg üç sezonda da yaşlı kurtu mağlup etmeyi başardı ve rüştünü ispatladı.

Michael Schumacher Formula 1’den emekli olmaya karar verdiğinde 2013 yılında Rosberg ve Hamilton yeniden bir araya geldi. Eskisi gibi takım arkadaşı oldular, yarışlara gidince aynı odalarda kaldılar, yine pizza yeme yarışmaları yaptılar. Fakat işine dünya şampiyonluğunun ışıltısı girince, 2014’te dostluk bozulmaya başladı.

hqdefault-2

İkili arasında ilk pist üstü rekabeti, 2014 Bahreyn yarışında geldi. Sonra İspanya’da kazanan Hamilton, şampiyonadaki en büyük rakibinin Rosberg olduğunu bilerek “onu mental olarak bitirmek istiyorum” dedi. Rosberg alaycı bir cevap vererek durumu kızıştırdı.

Monaco’ya gelindiğinde ise artık iş ciddileşti. İlk sektör sonunda bir hata yapan Rosberg sarı bayraklar eşliğinde pist dışına çıktı. Bu esnada hemen arkasından gelen Lewis yavaşlamak zorunda kaldı ve daha hızlı geldiği turunu bırakarak pole pozisyonunu Nico’ya armağan etti.

Bu olay sonrasında Lewis, “Nico ve ben arkadaş değiliz” diyerek durumu özetledi. Aynı açıklamasında Lewis takımı ve pit duvarını suçlayan ifadelerde de bulundu. Yarışı Nico Rosberg kazanmıştı, fakat savaş yeni başlıyordu. Kılıçlar çekilmişti.

O günlerde BBC Radyo’ya konuşan Hamilton, “İnsanlar sürekli arkadaşlıktan bahsediyorlar. Ben beş tane arkadaşımı sayabilirim, Nico da beş tane arkadaşını sayabilir. Ben onun beşinde değilim, o da benim beşimde değil” diyerek durumu özetledi.

Macaristan yarışında Lewis Hamilton, Nico Rosberg’in kendisini geçmesine izin vermemiş ve “eğer beni geçecek kadar yaklaşabilirse geçebilir” demişti. Sonra tansiyon Belçika yarışında yeniden zirve yaptı.

Yarış içinde karşı karşıya gelen iki pilot temas yaşadı. Nico ön kanadını kaybetti, Lewis sol arka lastiğini. Yarıştan sonra Lewis röportajında Nico’nun kendisine bilerek çarptığını ima etti. Artık psikolojik savaş başlıyordu.

Takımdan ve padoktan gelen eleştiriler, Rosberg’i baskı altına almıştı. Artık adeta pist üstünde Hamilton’la karşılaşmaktan korkuyordu.

Singapur’dan sonra pilotlar arasındaki mücadelede, Lewis puan olarak da öne geçince ortalık sakinleşmişti. Sürekli teknik sorunlarla boğuşan Rosberg şampiyonluğu Abu Dhabi’de Hamilton’a kaptırıyor ve ilk roundu kaybediyordu.

2015 yılı da ikilinin ilişkisi ve Rosberg’in kariyeri açısından pek hoş geçmedi. Baskı altındaki Rosberg hatalar yapıyor, pist üstünde Hamilton’la karşılaşmamaya özen gösteriyordu. 2015 yılında ikili arasında en dramatik anlardan biri şüphesiz Amerika topraklarında yaşandı. Yarışın henüz ilk virajında Lewis Nico’yu dışarıdan dönmeye zorladı. Yarış içinde iki pilot bir daha yan yana gelince, üstelik Lewis yarış sonunda şampiyonluğunu ilan edince Nico’nun sinirleri gerildi.

Ancak esas anımız, yarış sonunda gelişti:

Lewis Hamilton canlı yayında bu hareketi yapınca hepimiz sinirlenmiş, kendisine bilenmiştik. Fakat şimdilerde tekrar izleyince bunun basit bir “çocukluk” olduğunu düşünüyorum. Lewis Hamilton gerçekten sadece Nico’ya şapkasını vermek istemiş, fakat bu hareketinin ne anlama gelebileceğini düşünmemişti.

Nico bu olaydan sonra, Lewis’in de artık rahatlayıp ortalarda gezinmesiyle son yarışları kazandı. Bu tempo 2016 sezonunun başında da devam etti. Lewis rahatlamıştı, Nico bastırıyordu. Sezonun ilk dört yarışında dörtte dört yapmıştı Nico ve Lewis şampiyonluğun ellerinden kayıp gittiğini düşüyordu. İspanya’ya işleri değiştirmek için gidiyordu. Eh, değişti de.

Bu olaydan sonra ipler yine gerildi. Hamilton yeniden hızlandı aradaki farkı eritmeye başladı. Bir gerginlik de birkaç yarış sonra Avusturya’da patlak verdi.

Sezon yarısı geçildiğinde Lewis yine öndeydi. Üstelik 43 puan farktan gelip 19 puan fark açmıştı. Artık herkes Lewis’in bir şampiyonluk kupasının daha ucundan tuttuğuna emindi.

Eh, hikaye burada bitmiş olsa tabii ki anlatacak bir şeyimiz olmaz, hatta bu yazıyı bile yazmazdık. Ama işler değişti. Rosberg bu sezon geriden gelip Hamilton’ın yaşadığı sorunların da etkisiyle önce puan farkını kapattı, sonra farkı açtı. Japonya’daki zaferinden sonra Rosberg adeta rölantide finişe gelerek yarışları ikinci bitirdi.

Nico’nun şampiyonluktan sonraki ifadesiyle şampiyona liderliğinin baskısıyla istediği kadar odaklanamıyor, hızlı gidemiyordu. Lewis ise aralarındaki durumu artık eskisi kadar bir araya gelmediklerini söyleyerek tarif ediyordu.

Son yarışa geldiğimizde Lewis Hamilton, Nico Rosberg’in 12 puan gerisinde ikinci sıradaydı, yarışa pole’den başlıyordu. Tek dileği iki pilotun Nico’yla aralarına girmesiydi. Yarıştan önce her fırsatta bunu sağlamak için Rosberg’i yavaşlatıp yavaşlatmayacağı sorulduğunda reddetmişti. Eh, Nico da zaten o sıralar baskı altında olmadığını söyleyerek, şampiyonluktan ziyade tek tek yarışları düşündüğünü söyleyerek röportajlar veriyordu zaten. İki pilot ağır bir psikolojik savaş içindeydi.

Abu Dhabi’de beklenen oldu. Lewis Nico’yu arka sıralara doğru yavaşlatıp sıra kaybetmesini diledi. Fakat beklediğinin aksine Nico ne Verstappen’e ne de Vettel’e geçildi.

Yarışın sonunda şampiyon, Nico Rosberg oldu. İlk şampiyonluğunu kazanan Rosberg’in üzerinden büyük bir baskı kalktı. İkili arasındaki buzlar eridi mi? Yarış sonrasında Lewis’in yüz ifadesi pek öyle söylemiyordu. Ancak daha sonra sosyal medya hesabından paylaştığı şey benim yazımın da hikayesini iki cümleye özetliyordu. Bu iki genç, bir gün Formula 1’in en iyi takımlarından birinde birlikte yarışıp sırayla şampiyon olacaklarının hayalini kurmuşlardı. Şimdi hayalleri gerçek oldu.

15241959_1413321405415850_8429968113923163655_n

Artık genç değiller. Arkadaş, pek değiller. Ama ikisi de şampiyonlar. Bence Formula 1 tarihinin en büyük hikayesine, belki Senna-Prost veya Lauda-Hunt rekabetinden bile büyük bir rekabete tanıklık ediyoruz.

Bugün bu yazıyla noktayı koymuyoruz, bir virgül ekliyoruz. İki pilot yaşadıkça bu hikaye yazılmaya devam edecek.

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz