Motorsporları yorumcusu Murray Walker’a göre If (eğer), F1’in tersten yazılmış halidir. Eski F1 pilotu David Coulthard’e göre ise: “Halamın…” Neyse boşverin. F1’de bazı olaylar pilotlar ile takımlar ya da bazen sporun kendisi için kırılma noktasıdır. Bir zaman makinesiyle o anlara dönüp koşulları farklılaştırsak belki de Formula 1’in hikayesi çok farklı biçimlerde yazılabilirdi. Ancak tarihin seçimi o yöndeyse artık gidilen yolu değiştirmek imkansızdır. Biz müzmin fanlar ise ancak başımızı yastığa koyup da uyuyamadığımız zamanlar “Acaba?..” diye düşünebiliriz. Gelin öyle yapalım hadi. Geçmişte olaylar farklı gelişseydi F1’de neler olurdu onları düşünelim biraz.

M. Schumacher Mercedes’te Yarışmaya Devam Etseydi?

Formula 1’e geri dönüşünün ardından Michael Schumacher, domine ettiği yılların aksine bir grafik çizmişti. İkinci kariyerinin ilk iki yılında birtakım puan mücadeleleriyle yetinen Schumacher, kendisini 2012’de bulmuştu ancak. 2012 Monaco GP’de sürpriz bir pol alan Schumacher, bir önceki yarışta Bruno Senna’ya arkadan çarpmasından ötürü 5 sıra aldığı için yarışa ilk sıradan başlayamamıştı. Birkaç yarış sonra, olaylı 2012 Avrupa GP’de son turlarda sürpriz bir podyum eden Schumi, sezonun geri kalanında takım arkadaşı Nico Rosberg’den 21 puan fazla almıştı. Peki, Schumacher kariyerine devam etseydi ne olurdu? 2014 kurallarından en karlı çıkan Mercedes, seneyi domine etmişti. O sene belki de Schumacher 8. şampiyonluğunu ve 100. galibiyetini elde ederek ulaşılmazlığını perçinleyecekti.

Mark Webber Williams Yerine Renault’ya Geçseydi?

2004 sezonunun sonunda Jaguar’dan ayrılan Webber’in önünde gelecek sene için iki seçenek vardı: Williams ya da Renault. Avustralyalı pilot tercihini Williams’tan yana yapmıştı. İngiliz takım adına 2005 Monaco GP’de bir podyum elde eden Webber Renault’ya geçse acaba şampiyonluklar kazanabilir miydi? Şahsen, bu fırsatı elde eden Giancarlo Fisichella’nın Fernando Alonso karşısında silindiğini düşünürsek Webber’in de şampiyonluk mücadelesinde bulunacağını sanmıyorum. Ancak kariyerindeki ilk zaferi için 7 yıl bekleyen Webber belki de Renault’da kariyerinin başlarında birkaç galibiyet elde edebilirdi.

Bertrand Gachot Hapse Girmeseydi?

Henüz o zaman sarı renkte olmayan Jordan’ın pilotu Gachot, 1991 Macaristan GP’de en hızlı turu elde etmişti ancak Londra’da bir taksiciyle tartışıp yüzüne biber gazı sıktığı için hapis cezasına çarptırılmıştı. Jordan’da boşalan koltuğa 1991 Belçika GP’de genç Alman pilot Michael Schumacher geçerek tarihi yazmaya başlamıştı. Belki de Gachot o gün daha sakin olsaydı, Schumacher kariyerine başlamak için muhtemelen Sauber takımı 1993’te kurulana dek bekleyecekti. Bir ihtimal, kariyeri hiç başlamamış da olabilirdi.

Robert Kubica Rallide Yarışmasaydı?

Formula 1’den arda kalan vakitlerde rallilerde yarışmayı seven Robert Kubica, 2011 sezonu başlamadan önce Andorra’da yaptığı kaza nedeniyle F1 kariyerini sonlandırmak zorunda kaldı. 2010 sezonunda Kubica’nın sürpriz çıkışlarıyla birkaç podyum elde eden Renault takımı, 2011’de Lotus adı altında daha güçlü bir başlangıç yapmıştı. Vitaly Petrov’la Avustralya’da podyum elde eden “Twitter mizah şampiyonu” takım, Malezya’da bu kez Nick Heidfeld’le 3. sırayı elde etmişti. Heidfeld çizgiyi geçerken Serhan Acar’ın “Acaba Kubica bu araçta olsa neler yapardı?” diyişi hala aklımda. İlk yarışlarda güçlü bir performans gösteren ancak sezonun ileri kısımlarında geriye düşen Lotus takımı belki galibiyet elde edemezdi ancak Kubica’dan birkaç podyum daha beklemek hayalci bir davranış olmazdı. Üstelik o sıralar koltuğu sallantıda olan Felipe Massa’nın yerine Kubica’nın oturduğunu görebilirdik. Nitekim bu denli düşük performansa rağmen koltuğa ciddi bir aday çıkmayınca Massa’yı 2012’de de Ferrari koltuğunda gördük. Şahsen Kubica’yı griddeki en yetenekli pilotlardan biri olarak görüyordum ve gelecekte şampiyon olacağına yürekten inanıyordum. Ancak bir yıldız daha süpernovasını yaşayamadan söndü gitti.

Michael Schumacher Ferrari Yerine Mclaren’e Gitseydi?

Ron Dennis, Schumacher’i takımına katmaya çalışsa da Alman pilot 1996 yılında tercihini Ferrari’den yana kullandı. Schumi, Maranello yerine Woking’de olsaydı 2000-2004 yıllarını kasıp kavuran Jean Todt/Ross Brawn/Michael Schumacher efsane kadrosunu göremezdik ancak Ron Dennis/Adrian Newey/Michael Schumacher ekibi de kulağa hoş geliyor. Bu kadro 1998-2001 arasını silip süpürebilirdi. O an Dennis’in aklında Schumacher’i kimin yerine getirmek vardı bilmiyorum ancak Hakkinen/Schumacher gibi bir takımı görmek de pek çok izleyiciyi kalpten götürürdü.

Jean Alesi Williams’ta Kalsaydı?

Kariyerinin ilk iki yılında düşük bütçeli Tyrell takımında kendisini ispatlayan Alesi, 1991 senesi için Williams’la kontrat imzalar ancak daha sonra Ferrari’ye geçmek için bu kontratı bozar. Ferrari’de yarıştığı 5 yıl içerisinde Tifosi’lerin kalbini kazanan Fransız pilot için Williams’ın bu süre içerisinde kazandığı 38 zafer ve 2 dünya şampiyonluğunu izlemek zor olmalıydı. Alesi kariyerinin tek zaferini ancak 1995 Kanada GP’de elde etti.

Didier Pironi Takım Emirlerini Dinleseydi?

1982 San Marino GP’de ilk iki sırada gitmekte olan Ferrari sürücülerine takım tarafından pozisyonlarını korumaları söylenmişti. Ancak Didier Pironi, finişe 2 tur kala Gilles Villeneuve’ü geçerek yarışı kazandı. Villeneuve öyle öfkeliydi ki Pironi’yle bir daha konuşmayacağına yemin etmişti. Sıradaki yarış 1982 Belçika GP sıralama turlarında takım arkadaşını geçmek için zorlayan Villeneuve kaza yaparak hayatını kaybetmişti. Senenin ilerleyen yarışlarında Pironi bacağını kırarak kariyerinin bitmesine yol açmıştı. İki pilot da 1982 şampiyonluğunu ve gelecekte daha fazlasını göğüsleyebilirlerdi. Ancak bu ihtimaller, Pironi’nin Imola’da verdiği o anlık kararla tarihe karışmış oldu.

Fernando Alonso’nun Kariyeri 2003 Brezilya GP’den Sonra Bitseydi?

Bu elbette olumlu bir “acaba?” sorusu değil ancak kazanın büyüklüğünü düşünürsek, Alonso’nun kariyerinin henüz başlamışken bitmesi birçok şeyi değiştirirdi elbette. 2003 Brezilya GP’de Mark Webber’in kazasının ardından piste saçılan lastiğe çarpan Alonso, 3.lüğü elde etse de sakatlanmasından dolayı podyuma çıkamamıştı. İspanyol pilotun yaşadığı sakatlık daha büyük olsaydı, kendisi elde ettiği 2 podyumla tarihe karışacaktı. Belki de 2005-2006 yıllarda Renault aracının hakkını verebilecek bir pilot çıkmadığından şampiyonlukları sırasıyla Kimi Raikkonen ve 8. şampiyonluğunu elde eden Michael Schumacher alacaktı.

Fernando Alonso Red Bull’un Teklifini Kabul Etseydi?

Fernando Alonso, Red Bull’un 2008 yılında kendisine teklif götürdüğünü ancak reddettiğini söylemişti. İspanyol pilot Red Bull’a geçse belki de 2009’da şampiyonluk için Button’la kıyasıya çekişecekti. 2010’dan itibaren ise dominant araçla birlikte muhtemelen 4 şampiyonluk üst üste alacak ve gelecekte Schumacher’in rekoru için ciddi bir tehdit oluşturacaktı. Şu an bile F1 tarihinin en iyi pilotlarından biri olarak kabul edilen Alonso, tartışılmaz bir biçimde efsaneler arasına adını yıldızlarla yazdıracaktı.

Jules Bianchi O Kazadan Sağ Çıksaydı?

Jules Bianchi, 2014 Japonya GP’de yaşadığı kazadan sonra komaya girmiş ve 9 ay sonra hayatını kaybetmişti. Marussia’daki performansıyla göz dolduran Bianchi, Ferrari akademisinin bir pilotuydu ve ilerde Ferrari koltuğuna oturmasına kesin bir gözle bakılıyordu. Fransız pilot muhtemelen birçok zafer elde edecek ve belki de birçok insanın beklediği üzere gelecekte bir dünya şampiyonu olacaktı.

Ayrton Senna, Eddie Irvine’ı Yumrukladıktan Sonra 4 Yarış Men Cezası Alsaydı?

1993 Japonya GP’nin sonlarına doğru Eddie Irvine, kariyerinin ilk yarışında yarış lideri Senna’dan turunu geri almak için atak yapmıştı. Bundan hoşnut olmayan Senna yarış sonrasında Irvine’la tartışmaya girmiş ve Brezilyalı pilot Irvine’ı yumruklamıştı. Ya Senna o olaydan ötürü 4 yarış ceza alsaydı? Sezonun son yarışı Avustralya GP ve 1994 sezonunun ilk 3 yarışı Brezilya, Pasifik ve San Marino yarışlarını kaçırmış olacaktı böylece o kazayı hiç yapmamış olacaktı.

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz