Yine bir rekor içeriği ile karşınızdayız. Bu içerikte de genelde az bilinen rekorları sizler için derlemeye çalıştık. O zaman fazla bekletmeyelim ve başlayalım.

Paylaşılan Başarı

Nesillerinin en başarılı 3 sürücüsü olan Sebastian Vettel, Lewis Hamilton ve Fernando Alonso, birbirlerine karşı 167 yarışa çıktılar ve aynı süre zarfında toplamda 226 podyum elde ettiler. Ancak şaşırtıcı olan bu 3 ismin kürsüyü beraber paylaştıkları yarış sayısının ne yazık ki 3’ü geçememiş olması. İlk olarak, Lewis Hamilton’ın kazandığı 2012 ABD GP’sinde birlikte podyuma çıkan bu 3’lü, 2013 yılında Vettel’in kazandığı Kanada ve Belçika yarışlarında ilk 3’ü oluşturdular. Ve bundan sonra podyumda hiçbir araya gelemediler.

İstenmeyen Hat-Rick(3’leme)

Hans Heyer 1960,70 ve 80’lerde touring car ve spor araç serilerinde dikkate değer başarılar elde eden bir sürücüydü. Ancak, Alman pilotun F1’deki hikayesi bunlardan biraz farklıydı. Heyer, kendi evindeki yarışa Alman ekip ATS’nin ikinci Penske’siyle çıktı. Heyer’in tek koltuklu yarış serilerindeki tecrübe eksikliğine takımın hız eksikliği de eklenince, Alman pilot kendi evindeki yarışta sıralama turlarını geçmeyi başaramayan birkaç sürücüden biri oldu. Heyer yarış için ilk yedek pilottu. Bu, herhangi bir sürücünün yarışa başlayamaması durumunda, onun yarış için hazır olması gerektiği anlamına geliyordu. Ancak herkes yarışa başlamasına rağmen, Heyer yarışın ortasında doğru zamanın geldiğine karar verdi ve kendi evindeki yarışın bir parçası oldu. Bu yasal olmayan durum fazla uzun sürmedi. Alman pilotun vites kutusu 9 tur sonra onu yolda bıraktı ve o, aynı zamanda siyah bayraklarla yarıştan diskalifiye edildi. Heyer böylece başlamaya(Did not start, DNS) hak kazanamadığı yarışı bitiremeyip(Did not Finish, DNF) bir de üzerine diskalifiye(DSQ) edilerek tarihte eşine benzerine rastlanmayacak bir hat-ricke imza atmış oldu.

Büyülü Rakam: 3

Tarihte gridde 3. sıranın gerisinden başlayarak yarış kazanamayan ve birden fazla şampiyonluğa sahip yalnızca 3 sürücü var ve bunlardan sadece biri 1950’lerde yarışmadı. Evet, o pilot birçoğunuzun yakından tanıdığı Sebastian Vettel’den bir başkası değil. Alman pilot 2010-13 arasında 4 dünya şampiyonluğu kazandı ve bugüne kadar kazandığı 42 yarış galibiyeti onu tüm zaman kazananlar listesinde 4. sıraya yerleştiriyor. Ancak Vettel, bu galibiyetlerin tamamını ilk 3’ten kalktığı yarışlarda elde etti. Vettel, muhtemelen Cumartesi günleri sahip olduğu hızı yarışlara taşımasının kurbanı oldu. Bu buruk başarı, onun bu alanda Juan Manuel Fangio’yu geride bırakıp rekoru eline geçirmesini sağladı.

Pole Her Şey Değildir

Muhtemelen istenmeyecek türden bir rekor da Teo Fabi’ye ait. İtalyan pilot, birden çok pole pozisyonu elde edip tek bir tur bile lider gidemeyen F1 tarihindeki yegâne pilot. Fabi’nin kendini gösterdiği ilk yarış, Toleman’ıyla harika bir tur sonunda 1.1 saniye farkla pole pozisyonunu elde ettiği 1985 Almanya GP’siydi. Tabii bu harika turu Pazar günü kötü bir start sonrasında ilk turda yitip giden liderlik izledi.

Fabi, 1986’da Benetton’a katıldı ve iki pole pozisyonu daha elde etti. Bunlardan ilki ve belki de en dramatiği 86 Avusturya GP’sinde geldi. İtalyan pilot Cumartesi günü koşulan sıralama turlarında pole pozisyonu için çekiştiği takım arkadaşı Gerhard Berger’i 0.194 saniye farkla mağlup etti. Yarışın startındaysa takım arkadaşına geçildi ve yarışın 3’te birinin tamamlandığı turda liderliği ele geçirmeyi başardı, ancak resmi olarak turu tamamlayamadan önce motoru iflas etti ve yarışa 17. turda veda etmek zorunda kaldı.  Bir yarış sonra kendi evindeki İtalya GP’sinde de pole posizyonunu elde etti. Ancak, formasyon turu öncesi aracında sorun yaşadı ve kurallar gereği gridin en arkasından start alması gerekti. Teo Fabi, F1’de bir sezon daha yarıştı, Benetton’la ilk podyumunu 1987 Avusturya GP’sinde elde etti ve kariyeri boyunca 56 tur 2. gitti, ancak hiçbir tura liderlik edemedi.

Babasının Oğlu

F1 yarışlarında boy gösteren 12 baba-oğuldan en başarılısı Hill’lerdi. Onlar tarihte baba-oğul galibiyet elde eden ve aynı zamanda şampiyonluk tacını takan ilk ikiliydi. Damon yarış kariyerine başlamadan önce “Baba” Hill trajik bir uçak kazası sonrası hayatını kaybetti. Damon, F1’e çok geç adım atsa da “Güç babadan oğula geçer” sözünü kanıtlayarak kariyerine bir dünya şampiyonluğu sığdırmayı başardı.

Aslına bakılırsa Damon, tam da babasının oğluydu ve ilk takımı bir dönem babasının da yarıştığı Brabham’dı. Damon, 1992 Macaristan GP’sinde Brabham’la çıktığı son yarışı 11. sırada noktaladı, tıpkı babasının bundan 20 sene önce 1972 ABD GP’sinde Brabham’la yaptığı gibi.

Dipnot: Güç, Star Wars evreninde ışın kılıcı kullanan Jedi ve Sith’lerin sahip olduğu metafizik bir özelliktir.

İlk Yarış Son Yarış Döngüsü

F1’deki en büyük rekabetlerden biri tartışmasız bir şekilde Senna ve Prost arasında gerçekleşti. Bu ikili McLaren’de takım arkadaşı olduğu yıllarda kıyasıya mücadelerle fanların gönüllerini fethetmeyi başarmıştı. Ancak, ikili arasında pek bilinmeyen bir gerçek daha var. O da Prost’un Senna’nın çıktığı ilk yarış olan 1984 Portekiz GP’sini kazanması ve Senna’nın da buna karşılık Fransız efsanenin son yarışı olan 1993 Avustralya GP’sini kazanmasıydı. Ancak bununla da bitmiyor. Alan Jones, Prost’un ilk yarışını kazandı ve Prost da Jones’un F1’e kendi evinde veda ettiği 1986 Avustralya GP’sinde galip gelen taraftı. Bilahare* bu döngü Schumacher ve Button’la devam etti.

7 kez dünya şampiyonu Schumacher, Jenson Button’ın Williams’la çıktığı ilk yarış 2000 Avustralya GP’sinde galibiyeti elde ederken, Jenson Button da Schumacher’in F1’e son kez veda ettiği 2012 Brezilya GP’sinde yaşlı kurda borcunu ödemiş oldu. Belki takip eden sezonlarda bu döngüyü, Lewis Hamilton devam ettirebilir. Bildiğiniz gibi 3 kez dünya şampiyonu pilotun çıktığı ilk yarış olan 2007 Avustralya GP’sinde galip gelen taraf Kimi Raikkonen’di.

* Daha sonra

Ayakta Kalan Son Adam

2011 Avrupa GP’si 1953 ve 1954 sezonlarının F2 kurallarıyla koşulmasından dolayı tarihte en çok aracın başladığı yarış olmayabilir, ancak dikkat çekici bir şekilde tarihte 24 aracın yarış tamamladığı tek yarış olma özelliğine sahip. 24 aracın başladığı ve 24’ünün de damalı bayrağı geçmeyi başardığı Valencia caddelerinde son sıradaki isim Narain Karthikeyan’dı ve bu, Hint pilotu tarihte bir F1 yarışını 24. sırada tamamlayan ilk ve tek pilot olma şerefine eriştirdi.

Pitten Geçerek Gelen En Hızlı Tur

Donington Park’ta koşulan 1993 Avrupa GP’si belki de Senna’nın F1 kariyerindeki en etkileyici yarıştı. Brezilyalı pilot başlangıçta 4. sıradan 5’inciliğe geriledi, ancak henüz ilk turun sonuna gelmeden liderliği eline geçirdi.

Senna yarış içerisinde o kadar baskındı ki, yarışı en yakın rakibi Damon Hill’in neredeyse 90 saniye önünde lider tamamladı ve yarış içerisinde kendisine ait olan en hızlı turu 9 kez geçmeyi başardı. Senna’nın en son elde ettiği ve yarışın da resmi en hızlı turu bir karışıklık sonrası geldi. Yarışın 57. turunda yanlış bir çağrı sonucu pite giren Senna, mekanikerlerini pitte göremeyince transit geçmeye karar verdi ve o dönemlerde pit yolunda hız sınırı bulunmuyordu. Böylece Brezilyalı efsane, pitten geçtiği turda yarışın en hızlı turuna imza atmayı başardı.

Rakiplerin En İyisi mi?

1997’de Schumacher ve Villeneuve arasında kazaya ve Schumacher’in şampiyonadan diskalifiye edilmesine kadar varan büyük bir savaş yaşandı. Villeneuve’ün ilk ve tek şampiyonluğunu elde ettiği 97’de, bu ikili 17 yarışta toplam 12 zafer(7 Villeneuve, 5 Schumacher) elde etti, 13 pole pozisyonu(10 Villeneuve, 3 Schumacher) topladı ve toplamda 16 kez podyuma(İkisi de 8 kez) çıktı. Ancak bu başarıya rağmen, kader bu ikilinin bir kez bile aynı kürsüde yer almasını istemedi ve gerçekten ikili sezon boyunca hiç aynı kürsüde yer almadı. Tarihte bu durumun bir başka örneği de 1950’de Guiseppe Farina ve Juan Manuel Fangio arasında yaşandı, ancak o sezonun 6 yarış üzerinden koşulduğunu ve F1’in ilk yıllarında yarışların çok kırıcı geçtiğini hatırlatmakta fayda var.

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz