Formula 1’in ilk 3 takımı bu yıl ayrı bir sınıfta. Eğer çok yakın orta sınıf, aslında şampiyonluk için savaşsaydı yarışlar daha iyi olur muydu?

Öncelikle yazıya geçmeden önce bu yazının Autosport‘tan Ben Anderson‘a ait olduğunu ve orijinal makaleyle bizim çevirimiz arasında birtakım farkların olabileceğini belirtelim ve başlayalım…

Formula 1, varsıllar ve yoksullar arasında her zaman haksız bir dövüş olmuştur. Doğanın kanunuyla yönetilen ve yalnızca en iyinin hayatta kaldığı bir dünyada bu kaçınılmazdır. Güç başarıyı doğurur, başarı parayı, para daha fazla başarıyı ve bu döngü böyle uzayıp gider.

F1’in 3 büyük takımı oldukça uzaktaydı. Sezon öncesi testlerinde bunu herkes biliyordu. Haas takım patronu Gunther Steiner, onların avantajının 1.5 saniyeye kadar çıktığını tahmin ediyordu. Bu, geri kalanların araya köprü kurabilmesi için inanılmaz bir farktı.

Steiner, “Bence, ilk 3 ve diğerleri arasında 1-1.5 saniye fark var” diyerek fikrini öne sürmüş ve şu şekilde devam etmişti:

“Büyük takımlar bunu yapmak için her zaman daha fazla kaynağa sahip olacaklar ve bu beklenen bir şey.”

“Mercedes, Ferrari ve Red Bull’un diğerlerinden daha iyi olarak ortaya çıkması sürpriz değil. Onlar daha fazla test yapmak için daha fazla kaynağa sahipler ve bu böyle.”

Fakat F1 şu anda yeni sahiplerinin kanatları altında, dolayısıyla eski kuralların artık uygulanması gerekmiyor.

Gelin FIA’nın tartışmalı bir şekilde ‘dominasyon karşıtı yasalar’ yarattığı bir dünyayı hayal edelim, ki bu Mercedes’in 2015 ve 2016 sezonlarıyla zaten araştırdığımız bir şeydi. Zirvedeki ekibin kaybetmesini öneren bu olasılıkları araştırmak, alanın genel anlamda rekabetçi bir şekilde yayılmasını sağlamak için hiçbir şey yapmazdı.

Fakat, diyelim ki Liberty daha da ileriye gitmeye karar verdi ve büyük 3’lüyü tamamen devre dışı bıraktı…

Orijinal içeriğin bu bölümünde, Liberty’nin büyük 3’lüyü hız olarak yavaşlatma ve bütçe sınırıyla engellemesi yönünde 2 fikre yer veriliyor. Bu fikirlerden, hız yaklaşımının işe yaramayacağından bahsedilirken ikinci fikir olan 100 milyon poundluk yıllık bütçe sınırına 3 büyük takımın riayet etmediği ve böylece bu 3 takımın 2017 gridinde yer almayacağını öngörülüyor. Bu kısım yazıyı fazla uzatacağından dolayı tarafımca atlandı.

Mercedes, Ferrari ve Red Bull’un dışarıda tutulduğu sezon öncesi testlerinin sonuçları Wiiliams’ın alandaki en hızlı araç olduğunu öne çıkarıyor ve bunu, Massa’nın ilk 4 yarışın hepsinde sıralama turlarını ilk 2 sırada noktalaması genel olarak kanıtlıyor. Fakat bunun dışında form durumunu okumak zor.

Romain Grojean, Avustralya GP’sinde pole pozisyonunu kaparak Haas’ın Barcelona’da hız sakladığını gösteriyordu. Fransız pilot, yarışın başlangıcında temiz bir turu bir araya getirmekte zorlanınca Massa’nın gerisine düşüyor yine de Toro Rosso ikilisi Carlos Sainz Jr ve Daniil Kvyat’ın önünde ilk 4’te kalmayı başarıyordu.

Grosjean, bir sızıntı Ferrari motorunun turbosunu bozana kadar Melbourne’de zafer peşindeydi, Haas sürücüsünün yarış dışı kalışı Massa’nın ganimeti almasını sağladı. Massa, Toro Rosso ikilisini geride bırakan Sergio Perez’in 25 saniyeden daha fazla farkla önünde yarışı kazanıyordu.

Massa Çin’de pole elde ediyordu, ama çok iyi bir gelişim gösterdiği görülen Renault ve Nico Hulkenberg ile fark sadece 0.073 saniyeydi. Perez ve Kvyat da onlardan pek uzak değildi ve bu heyecan verici bir yarış ihtimalini ortaya koyuyordu.

Görünen o ki, yarış başlangıcındaki karışık koşullarda uyguladığı slick lastik kumarı, erken bir spin atmasına ve duvara sürtmesine rağmen yarışta kalmayı başaran Sainz’ın harika bir performansla kariyerindeki ilk galibiyeti elde etmesi için oldukça iyi bir şekilde çalıştı.

Onun Toro Rosso’su kendi ligindeydi ve Sainz, yarışı Kevin Magnussen’in 35 saniyeden daha fazla önünde yer alarak kazandı.

Bir sonraki yarış Bahreyn GP’sinde Hulkenberg, ipeksi pürüzsüzlüğe sahip olarak tanımladığı ve gerçek hayatta Brezilya 2010’da pole pozisyonunu elde ettiği kadar iyi bir turla pole pozisyonunu elde ediyordu. Fakat RS17, nispeten arka lastikler üzerinde yüksek aşındırma etkisine sahip pistte Pirelli hamurlarını korumayı başaramıyor ve bu nedenle Hulkenberg yarışta büyük bir farkla 4’üncülüğe geriliyordu.

Massa, startta liderliği alıyor ve bu sezon Williams adına ikinci kez kazanıyordu. Yarışa 12. sıradan başlayan, güçlü bir ilk tur ortaya koyarak 12.’likten 7.’liğe yükselen Perez ise pitlerde pozisyon kazanmaya devam ediyor ve 8 saniye farkla 2. oluyordu.

Massa ayrıca, klasman liderliğini elinde bulunduran Sainz’ın, Williams’tan takım arkadaşı Lance Stroll ile çarpışıp yarış dışı kalmasıyla şampiyona liderliğini tekrar ele geçiriyordu.

Massa, Hulkenberg’le Rusya’da pole pozisyonu için giriştiği bir başka sıkı mücadeleyi daha kazanırken Force India, Mercedes motorunun gücünden yararlanarak gridde ikinci çizgiyi elde ediyordu.

Hulkenberg bir kez daha startta ekarte edilip 4’üncülüğe düşerken Massa, yarışın son bölümünde lastik sorunu yaşayıp ekstra pit yapmak zorunda kalana kadar rahat bir zafere gidiyordu.

Bu, Perez’e sezonun ilk galibiyetini hediye ederken Ocon 2. oluyor ve Force India ilk 4 yarışın ardından 52 puan farkla markalar klasmanının zirvesinde yer alıyordu.

Yazının bu kısmında 2017 gridinden ayrılmaya karar veren büyük 3’lünün, üzerinde durulan 100 milyon poundluk bütçe sınırına uyarak 2018’de spora geri döneceğinden bahsediliyor. İlk kısım tarafımca atlandığından dolayı, burayı da böyle bir uyarı ile geçmeye karar verdim.

Alternatif sürücüler şampiyonası (4 yarışın ardından)
1. Sergio Perez (Force India) 76
2. Felipe Massa (Williams) 66
3. Carlos Sainz Jr (Toro Rosso) 50
4. Esteban Ocon (Force India) 50
5. Nico Hulkenberg (Renault) 43
6. Romain Grosjean (Haas) 25
7. Daniil Kvyat (Toro Rosso) 24
8. Kevin Magnussen (Haas) 22
9. Jolyon Palmer (Renault) 10
10. Pascal Wehrlein (Sauber) 8

Alternatif markalar şampiyonası (4 yarışın ardından)
1. Force India 126
2. Williams 74
3. Toro Rosso 74
4. Renault 53
5. Haas 47
6. Sauber 17
7. McLaren 8

2017 dünya şampiyonasının bu alternatif vizyonu ilk 4 yarışta 3 farklı pole pozisyonu sahibi, 3 farklı yarış galibi hem de puan tablosunun zirvesinde Massa, Sainz ve Perez’in liderliği ele geçirdiği bazı ciddi dalgalanmalar ortaya çıkarmış olacaktı.

Bu sezon öndeki gerçek savaşa benzer bir şekilde Force India da F1’deki başarının yalnızca en hızlı araca sahip olmakla alakalı olmadığını kanıtlamış olacaktı.

Fakat ilginç olan nokta, 2017’nin ilk 4 yarışının gridden uzaklaştırılan ilk 3 takımın mücadelesine oranla daha az yakın olacağıydı.

2017’de şimdiye kadar Ferrari ve Mercedes arasındaki yoğun savaşta gördüğümüz 0.134 saniyelik farka kıyasla, pole pozisyonu ve geri kalanlar arasındaki fark 0.212 saniye olacaktı.

Dahası gerçek şampiyonada, sonuncusu 0.617 saniye farkla olmak üzere bütün yarışlar 10 saniyeden daha az farkla kazanıldı. Mevcut ilk 3 takım olmaksızın, iki yarış(Avustralya ve Çin) tek bir sürücü tarafından domine edilecek ve en yakın kazanma farkı Rusya’da Perez ve Ocon arasındaki 8.216 saniye olacaktı.

Fakat ön tarafta veya ön tarafın yakınında daha fazla takım savaşta olacaktı. Williams, Haas, Force India, Toro Rosso ve Renault takımlarının tamamı dünya şampiyonasının alternatif versiyonunda podyum elde edecekti, çünkü onlar arasındaki rekabetçi yayılma F1’in gerçek ilk 3 takımı arasındaki farktan daha yakın ve orta sıradaki 5 takımın tamamı fantezi şampiyonasının ilk iki sıradaki takımına, Red Bull’un gerçekte Mercedes ve Ferrari’ye olduğundan daha yakın.

Hiç şüphe yok ki Mercedes ve Ferrari arasındaki rekabetçi başlangıç, önceki 3 sezon boyunca Mercedes’in etkileyici ve hak edilmiş dominasyonu düşünüldüğünde taze bir soluk oldu.

Fakat asıl utanç Red Bull’un henüz savaşta olmaması ve diğerlerinin oyunda hiçbir yere yakın olmaması. Takımların büyük kısmının, ön taraftaki savaş için gerçekçi hiçbir umudu yok.

Bernie Ecclestone her zaman güçlünün zayıfı ezdiği düzene uymuştur – ‘Eğer bundan hoşlanmıyorsan git başka yerde oyna.’ Fakat F1’in yeni sahipleri de dahil olmak üzere hiç kimse, böylesine göze batan finansal adaletsizliğin rekabetçi bir spor organizasyonunu devam ettirmek için en iyi yol olmadığını düşünüyor.

Formula 1, varsıllar ve yoksullar arasında her zaman haksız bir dövüş olmuştur – ve bu büyük oranda heyecan verici bir şeydir. Fakat sadece, yoksulların biraz daha fazlasına ya da varsılların biraz daha azına sahip olmasının ne kadar heyecan verici olacağını düşünün.

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz