Başlangıçta çok enteresan bir fikir gibi görünebilir. Aradan 45 sene geçmesine ve teknoloji çok çok fazla değişmesine rağmen 1973 ile 2018 arasındaki benzerlikleri görünce eminiz siz de şaşıracak ve bize hak vereceksiniz.

2018 sezonunu izledikçe kendimi 1973 sezonundaymış gibi hissetmeye başladım ve iki sezonun birçok ortak noktası olduğunu fark ettim. 1973 sezonu hareketli yarışları, eleştirilen pilotları ve dengelerin değişmesine ön ayak olmasıyla benim için efsane sezonlardan biri oldu, 2018’in de benzer sebeplerden dolayı akılda kalacağını düşünüyorum. Ben de bu iki sezonu ve aktörlerini incelemek istedim. Altta verilen grafik 1973’teki pilotların şampiyonluk mücadelesindeki konumlarını göstermektedir. Tabloda ise, yazıda bahsi geçen pilotların istatistikleri yer almaktadır.

PilotTakımGalibiyetPodyumLider gidilen kilometrePol pozisyonuPuan
Jackie Stewart Tyrrell 5 8 1088 3 71
Emerson Fittipaldi Lotus 3 8 689 1 55
Ronnie Peterson Lotus 4 7 1847 9 52
Francois Cevert Tyrrell 0 7 270 0 47
Peter Revson Mclaren 2 4 271 0 38
Denny Hulme Mclaren 1 3 24 1 26

Lewis HamiltonJackie Stewart

Sezonların odak karakterleri olan Jackie Stewart ve Lewis Hamilton, kendilerini benzer bir durum içinde buldular. Bir pilotun ne kadar iyi olduğunu kanıtlaması için dominant olmayan araçlarda yaptıkları büyük önem taşırken iki Britanyalı efsane, yarıştıkları takımlardan daha iyi araçlara karşı galip gelmeyi başardı. İkisi de zaman zaman rakiplerinin arkasında kalsa da hem istikrarlı performansları hem de kaliteleriyle aracın üstüne koyarak şampiyonluğu birkaç yarış önceden ilan ettiler.

Jackie Stewart 1971 sezonunu hızlı bir araçla domine ettikten sonra 1972’de seviye atlayan Lotus ve Emerson Fittipaldi’ye mağlup olmuştu. Lakin iki sezonda da takım arkadaşı ve öğrencisi Francois Cevert’den çok daha üstün bir performans ortaya koyarak rekabetçi bir araçla şampiyonluğun en büyük favorisi olacağını göstermişti.

1973 sezonuna geldiğimizde ise Arjantin’de ilk virajda yaptığı hata Cevert’in arkasında kalmasını sağladı. İlk yarışların sıralama turlarında Cevert’e yakın olması ve startlarda sırasını kaybetmesi kazanamadığı dönemlerde bile görülmeyen bir düşüştü ki Hamilton da sene başında Bottas’a karşı kendi kalitesini ortaya koyamamıştı.

Stewart 4 yarış sonunda lider Fittipaldi’nin 12 puan gerisinde yer alıyordu (31-19). 5. yarış olan Belçika’da da kötü bir start alan İskoç veteran, yarışın kalanında istikrarlıydı ve galibiyeti aldı. Sezonun kalanında ise neredeyse hatasızdı ve aracın sınırlarını zorlayarak şampiyonluğa ulaştı. Tyrrell’ın en büyük rakibi Lotus’tan en büyük farkı sezon boyunca tek bir pilotun üstünlük kurarak çizgisini bozmamasıydı.  Güney Afrika’da 16. başladığı yarışın 7. turunda liderliğe oturup kazanması tartışmalara yol açsa da (bu yarışta Stewart’ın sarı bayrakta birkaç pilotu geçtiği de söyleniyor ki Hamilton adına da Almanya’da tartışmalı bir karar verilmişti. Hamilton da tıpkı Stewart gibi o yarışta bir geri dönüşe imza atmıştı) çok etkileyiciydi.

Monaco ve Spa’da Tyrrell’ın dominasyonuna tanık olsak da kalan yarışlarda Lotus çok daha üstün bir araca sahipti. Zirvedeki tüm takımların Cosworth motoru kullanmasından dolayı Lotus’un baskınlığı sezon boyunca sürdü ve Tyrrell bazı yarışlarda sezonu üçüncü bitiren Mclaren’den bile yavaş kalarak galibiyet mücadelesine dahil olamadı. Bu yüzden Stewart 14 yarışta yalnızca 5 galibiyet, 8 podyum ve 3 pol pozisyonu elde edebildi. Bazı yarışlarda yaşadığı sorunlar kendisini önemli puanlardan etse de Hamilton gibi aracının üstün olduğu çoğu yarıştan galibiyetle ayrıldı ve araç yeterince hızlı olmadığında da rakiplerini takip edip fırsat kolladı. Jackie Stewart elde ettiği bu şampiyonluğun ardından 9 sezonluk Formula 1 kariyerine nokta koydu.

Team Lotus – Ferrari

En hızlı araca sahip bir takımın şampiyonluğu kaybetmesi her zaman eleştiriyi de beraberinde getirir, özellikle de bu takım kazanma geleneğine sahipse başarısızlık daha net bir şekilde ortaya çıkar. 1973’te son şampiyon ünvanıyla mücadele eden Fittipaldi ve Lotus için bu sefer işler yolunda gitmemiş ve elde edilen markalar şampiyonluğu aracın potansiyelinin harcandığını göstermişti (o dönem markalar şampiyonluğundaki puanlar hesaplanırken yalnızca takımın en üstte bitiren pilotunun puanı dikkate alınıyordu). Lotus pilotları en hızlı araçla beraber kağıt üstünde oldukça hızlı görünse de, kaybedilen şampiyonluğun sorumlusu da kendileriydi.

Fittipaldi’nin şampiyon olduğu ve yalnızca kendisine ağırlık verilen 1972’nin sonunda, March’la harikalar yaratan Peterson takıma katıldı ve Lotus 1969’dan bu yana ilk kez sezona lideri belli olmadan başladı. Sezona Vettel gibi iyi bir başlangıç yapan ve yarışları iyi kontrol eden Fittipaldi, İspanya’da havası inen lastiğine rağmen dayanıp kazanınca 4 yarış sonunda 3 galibiyet ve 1 üçüncülük elde etmiş oldu. (Vettel de Bahreyn’de kötü durumdaki lastiğine rağmen dayanmıştı).

Peterson sıralama turlarında Fittipaldi’den hızlı olmasına karşın yeni takımına alışmada güçlük çekiyordu. Öyle ki İsveçli pilot ilk 5 yarıştan puan bile alamadı. Bu başarısızlığın sebepleri arasında şanssızlıklar ve arızalar olsa da bunda Peterson’ın stili de etkiliydi. Limitleri zorlayan yapısı ve teknik konulardaki yetersizliği özellikle Lotus gibi hızlı ve puan kaybetmemesi gereken bir takıma alışmasını zorlaştırıyordu. Bir gün testte arabanın çok kaydığını söylemesi ancak arabanın önden veya arkadan kaydığına cevap verememesi nedeniyle çözüm bulunamaması da onun negatif yönünü özetler nitelikte.

Takım patronu Colin Champman ilk birkaç yarış sonunda Peterson’ı kontrollü sürmesi için uyarsa da (Ki Peterson bu uyarıyı dinledi ve sezonu yalnızca 2 en hızlı tur ile tamamladı) ilk 6 yarışta yaşadığı şeyler sezonu domine etmesini engelledi. Monaco ise Fittipaldi ve Peterson için bir dönüm noktası oldu. Fittipaldi’nin 2’nci, Peterson’ın ise 3. olduğu yarış sonrası rüzgar tamamen tersine döndü:

Monaco Öncesi Toplanan  Puanlar:

PilotTakımİlk 6 Yarış Sonundaki Puan
Emerson Fittipaldi Lotus 41
Jackie Stewart Tyrrell 37
Francois Cevert Tyrrell 21
Ronnie Peterson Lotus 4

Monaco Sonrası Toplanan  Puanlar:

PilotTakım7-15. Yarış Arasındaki Puan
Ronnie Peterson Lotus 51
Jackie Stewart Tyrrell 34
Francois Cevert Tyrrell 26
Emerson Fittipaldi Lotus 14

Peterson’ın sorunsuz günlerde çok üstün olduğu yadsınamaz bir gerçekti ki Vettel de beladan uzak durduğu zaman rahat galibiyetler alabiliyordu. Ancak Fittipaldi’nin bu kadar çabuk zirveden düşmesine neden olan olayları da göz ardı etmemek lazım.

Öncelikle Fittipaldi’nin Peterson’a karşı artıları istikrarı, teknik bilgisi ve aracı koruyan stiliydi. Teknik ayarları yapma konusunda gridin en kötülerinden biri olan Peterson’ın aracının ayarları da Fittipaldi’nin aracına göre yapıldığı için Peterson’ın araca alıştıktan sonra devamlılık yakalaması, yarışları takım arkadaşının önünde bitirmesi için yeterli gibiydi. Sezonun ikinci yarısında senaryo gerçekleşmiş ancak genel klasmandaki durumdan ötürü takım emirleri Fittipaldi’nin lehine verilmişti.

Peterson’ın momentum yakalaması dışında Fittipaldi’nin Fransa’da Scheckter ile çarpışması, Hollanda’da yaptığı kaza, hem o yarışı bitirememesi hem de formunu yitirmesi şampiyonluğun zora girmesine neden oldu. Monza’ya gelirken Fittipaldi’nin şampiyonluk şansı çok azalmıştı ve yarışa Peterson’ın arkasında 2. sırada devam ediyordu. Lakin Lotus herhangi bir takım emri uygulamadı (Ferrari de bu sene Monza’daki sıralama turlarında 3. seansın son haklarında Raikkonen’i Vettel’in arkasında konumlandırmış ve bu Vettel’i memnun etmemişti) ve Stewart’ın şampiyonluğu resmileşti.

Bu olay aynı zamanda Fittipaldi ve Lotus arasındaki bağların kopmasına neden oldu. Sezon sonu Fittipaldi, Peterson’ı klasmanda 55-52 mağlup etse de bu üstünlük yalnızca kağıt üstündeydi. Sezonun 2. yarısında hayal kırıklığı yaratan Fittipaldi ertesi sezon Mclaren ile anlaştı ve 1974’te 2. şampiyonluğunu kazandı. Peterson ise Ickx ile beraber Lotus’ta kaldı ancak harika bir performansa rağmen aracının yetersizliğinden ötürü şampiyonluk yarışına dahil olamadı.

Francois Cevert – Valtteri Bottas

Cevert ve Bottas sezon boyunca galibiyet alamasa da şampiyonların yanındaki “iki numara” olarak sezona başlangıçları ve takım arkadaşlarının başarısında pay sahibi olmalarıyla öne çıktılar. İki pilotun da sezon sonu elde ettiği puanlar eleştiri sebebi olabilir ancak özellikle Cevert cephesinde 1973 sezonuna oldukça olumlu bir şekilde bakılabilir.

Gelişimini sürdürdü ve Stewart’ın emekliliği sonrası Tyrrell’da liderlik rolü için en uygun isim haline geldi. Ne var ki sezonun son yarışı Watkins Glen’de sıralama turlarında yaptığı şanssız kaza sonucunda hayatını kaybetti ve bu trajik olay Formula 1 dünyasını yasa boğdu.

Cevert 1971 ve 1972 sezonlarında Stewart’ın tamamen gölgesinde kaldı ancak 1973 sezonunda beklenen sıçramanın ilk adımını gerçekleştirdi. Cevert artık tek tur üzerinden Stewart’la yakın olduğunu ancak mentorunun yarış boyunca hiç hata yapmadığından bahsetmişti. Öyle ki Fransız sürücü önceki iki sezon sıralamalarda Stewart’a 21-1 mağlup olurken 1973’teki 14 yarışın 5’ine Stewart’ın önünde başlamıştı. Jackie Stewart’ın dediğine göre bir pilotun gelişimi için üç yıla ihtiyacı vardı ki Cevert, Stewart’ın bırakmasıyla 1974’te liderlik koltuğuna hazır hale geliyordu.

Sezon boyunca önemli yarışlardan podyumla ayrılarak gerekeni yapan Cevert, Bottas gibi takım için fedakarlıklar da yaptı. Örneğin Almanya’da daha hızlı turlamasına rağmen Stewart’ı geçmedi ve şampiyonluk yarışında liderini rahatlattı.

Jody Scheckter ve Peter Revson – Max Verstappen

Max Verstappen, Ferrari ve Mercedes’lere karşı ayakta kalmayı başarmış ve motor dezavantajına rağmen çok başarılı mücadelelere imza attı. 1973’te Mclaren ilk 2 sıradaki Lotus ve Tyrrell ile aynı motoru kullanıyordu ancak elit bir pilotun eksikliği hissediliyordu. Peter Revson zaman zaman rakiplerini geride bıraksa da bu, şampiyonluk için yeterli değildi. Amerikalı pilot Verstappen gibi sezonu 2 galibiyetle tamamlasa da podyum mücadelesinde süreklilik yakalayamadı. Yine de Kanada’daki kaotik yarıştan galibiyetle ayrılması ve İngiltere’deki yarışın ikinci yarısında kontrolü ele almasıyla hızını gösterdi.

Ancak Verstappen’in özellikle sezon başında sürekli kazalara karışmasından dolayı tüm eleştiri oklarını üzerine çektiğini de unutmamak lazım. Özellikle de yaptığı hataların art arda gelmesi kendisine olan sabırları taşırmıştı. Scheckter de benzer tepkileri Fransa ve hemen ardından İngiltere’de yaptığı hatalarla almıştı. Fransa’da lider giderken yaptığı riskli hamle sonucunda Emerson Fittipaldi ve kendi yarışını sonlandırırken İngiltere’de de aracın hakimiyetini kaybetmiş ve arkada zincirleme bir kaza başlatmıştı. Yarış sonunda bazı pilotlar Formula 1’den men edilmesini bile istedi. Fakat Scheckter sıralama turlarında kendini kanıtlamış ve 1974 yılı için Tyrrell’da liderlik görevini üstlenmişti.

Denny Hulme – Daniel Ricciardo

Hulme ve Ricciardo en hızlı pilotlar olmasa da az hata yapan ve karışık yarışlarda öne çıkabilen pilotlardı. Sıralama turlarında en iddialı pilotlar olmamalarına karşın gerçek değerleri sezon sonu oluşan tablodan daha net ortaya çıkabiliyor. Lakin Denny Hulme artan yaşı, Ricciardo ise yaşadığı arızalardan dolayı takım arkadaşlarına mağlup oldular (Revson ve Verstappen) . Yine de ikisi de gerilerden gelerek güzel bir galibiyet aldı(İsveç 1973 ve Çin 2018). Ayrıca bu ikili için sezon kötü geçse de kariyerlerinde almadıkları kadar pol pozisyonu almayı başardılar. (Hulme ilk polünü alırken Ricciardo 3 polünün 2’sini 2018’de aldı). Hulme 1974 sezonunda Mclaren’de kalıp Fittipaldi’yi desteklerken Ricciardo Red Bull’dan ayrılarak yepyeni bir maceraya atıldı.

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz