Elio De Angelis’in Ardından

0

F1 tarihinin en özel kişiliklerinden biri olan Elio De Angelis birçok efsanenin bulunduğu 80’lerde neredeyse kimseden geri kalmayacağı bir yeteneğe sahipti. Birçok kişi tarafından hak ettiği değeri görmediği düşünülen Angelis’in takım arkadaşlarına karşı istatistikleri de bunu doğrular nitelikteydi. (Sıralama turlarının diğer pilotlarla karşılaştırması için yazının sonundaki tabloya göz atabilirsiniz) Formula 1 Fransa ve Paul Ricard’a geri dönüş yaparken ben de o pistte talihsiz bir şekilde hayatını kaybeden İtalyan pilotu huzurlarınızda anmak istedim.

1958’de Roma’da dünyaya gelen Elio sürat teknesi yarışlarına katılan ve oldukça varlıklı bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. 1977’de Formula 3’te yer alırken aldığı başarılı sonuçlar onu Formula 2’ye taşıdı. Henüz sezona başlamadan Enzo Ferrari’nin dikkatini çeken ve Gilles Villeneuve’ün kazaya meyilli yapısından dolayı kendisine şans tanınan De Angelis test sonunda kendisine Le Mans için gelen kontrat teklifini elinin tersiyle itmişti! Ne kadar F1 koltuğu için teklif gelmese de gelecekte Ferrari’de yarışması mümkün olabilirdi. Kabul etmemesinin nedeni olarak mali şartları göstermesi Enzo Ferrari’nin kendisine “Sen bir delisin” demesine neden olmuştu. Ferrari yerine sezona Formula 2’de devam etti ve sıradan gözükebilecek sonuçlar aldı. Bu yüzden 1979 sezonu için Shadow koltuğu bulabilmesi ise çeşitli tartışmalara yol açtı. Medya, babasının mal varlığının De Angelis’in koltuk bulabilmesindeki ana neden olduğunu düşünürken bu fikir 7 sene boyunca çürütülecekti.

1979 sezonu için iki genç pilotla devam etme kararı alan Shadow takımı 1978 yılıyla beraber ekonomik sıkıntılarla boğuşmaya başlamış ve takım düşüşe geçmişti. Angelis de kendisi gibi çaylak olan Jan Lammers ile sezona başlarken ilk yarışı olan Arjantin Gp’sinde 16.sıradan 7.sıraya yükselerek puan almanın kıyısından döndü. De Angelis böylece kalitesini henüz ilk yarışından göstermeye başlamıştı. Takım arkadaşını sıralamalarda 9-5 ile mağlup etmenin yanı sıra oldukça da olgun yarışıyordu. Katıldığı 14 yarışın 10’unun ilk turunda sıra kazanan çaylak pilot İngiltere Gp’sini yok saydığımızda ise her yarışın ilk turunda ortalama 3 sıra kazanıyordu. Start ve kargaşadan uzaklaşma kabiliyeti sayesinde dikkat çekmesiyle beraber istikrarlı sürüşü ona iki 7.’lik getirdi. Sezonun son yarışı olan Watkins Glen’de 20. başlamasına rağmen ilk turda önce 13.’lüğe yükseldi, sonrasında ise rakiplerinin hatalarından istifade ederek sezonun son yarışını 4.’lükle taçlandırmayı başardı. Genel klasmanı 15.bitirse de Shadow gibi bir otomobille elinden geleni yapmış, babasının varlığından dolayı f1’de olduğuna yönelik eleştirilere iyi bir karşılık vermiş ve Formula 1’de kalıcı olacağını kanıtlamıştı. 1980 sezonu için Shadow’dan çok daha iyisini hak ettiğini gösteren De Angelis’in yeni durağı ise iki sene önce yeni takım arkadaşı Mario Andretti ile mutlu sona ulaşan Lotus olmuştu. Lotus eski gücünden uzak olsa da Angelis için iyi bir fırsattı ve takımın geleceği onun üzerine inşa edilebilirdi. Zira 1978 şampiyonu Andretti artık 40 yaşındaydı ve 22 yaşındaki Elio de Angelis ondan bir şeyler öğrenebilirdi. Önceki sene dönemin en iyi pilotlarından Reutemann ile beraber yarışan Andretti, Arjantinli pilota karşı sıralamalarda başarılı bir sonuç çıkarsa da yaşının, şampiyonluğun verdiği doymuşluk hissinin ve Lotus’unun sık sık arıza yapmasının etkisiyle puanlarda geride kalmıştı. Reutemann Williams ile anlaşarak şampiyonluk mücadelesi vermeye başlarken De Angelis de daha yukarılara göz dikebileceği bir araca kavuşmuş oldu. Sezonun 2. yarışı olan Brezilya Gp’sine 7.başladıktan sonra rakiplerinin sırayla sorun yaşamasından faydalandı ve yarışı 2.bitirerek kariyerinin ilk podyumunu elde etti. Ne var ki Lotus’un Shadow’dan daha hızlı olması, düzenli podyum sonuçları için yeterli değildi. Sezonun kalan kısmında iki 4.’lük ve bir 6.’lık ile puan alabilen De Angelis rakiplerinin işi aksadığında fırsatçılığıyla puan alsa da bu sonuçlar geçişlerden ziyade yarış içi istikrarlı performansından ve rakiplerin yaşadığı aksaklıktan geliyordu. Yıl sonunda Andretti’yi hem sıralama, hem puanlar hem de bitirdiği yarış sayısında geçerek ondan hem daha hızlı hem de arabayı daha ekonomik kullanan bir pilot olduğunu kanıtlamış oldu.  De Angelis’in 1981 sezonundaki takım arkadaşı ve aynı zamanda yeni rakibi ise oldukça tanıdık olacak bir isimdi: Nigel Mansell.

Mansell kendisine Lotus ile verilen 3 yarışlık şansı iyi kullandı ve Andretti’nin Lotus’tan ayrılmasıyla beraber takımda kendine yer buldu. Andretti’yi mağlup ederek kalitesini gösteren De Angelis ise sezona 1.sürücü olarak başlayacaktı.

1981 sezonunda önceki sezona göre bir gelişme katedilse de sıradışı tasarımı ile öne çıkan Lotus 88’in diğer takımlar tarafından protesto edilmesi ve eski Lotus 81’e dönülmesi takım için bir handikap oluşturdu. Sezonun ikinci yarışı olan Brezilya’da bir kez daha oldukça olumlu bir performans sergileyen De Angelis startta yaşanan karmaşadan dolayı 5 sıra yükseldikten sonra yerini korumuş ve 5.olarak sezonun ilk puanlarını kazanmıştı. Ertesi yarış olan Arjantin GP’sinde 11.’likten 20.’liğe düşmesine rağmen başarılı bir sürüşle 6.olup kendini bir kez daha puan potasında bulmayı başarmıştı. San Marino’ya katılmayan takım Belçika’ya yeni Lotus 87 ile çıkarken Nigel Mansell takımın ilk podyumunu almıştı. De Angelis de yarışı 5.tamamladı. Sezonun geri kalanında Lotus bir kez daha podyum alamazken De Angelis 13.’lüğe kadar gerilediği Monza’da başarılı bir yükselişe imza atarak 4.olmuştu. Hem sıralama turu hem de puanlarda De Angelis’in üstünlüğü gözlemlense de Mansell sezonun en iyi derecelerine imza atarak hızını göstermişti. Lakin Mansell yaşadığı mekanik arızalardan ötürü yarış bitirme problemini bir türlü aşamamıştı.

Yeni sezonda Lotus kadrosunu korurken sezonun ilk yarışından itibaren iki pilot da geçen seneki performanslarını tekrar ediyordu. Mansell Brezilya’da Piquet ve Rosberg’in diskalifiye edilmesi sonucu bir kez daha podyum görürken De Angelis podyum dışından puanlar toplamaya devam ediyordu. Hatta İngiltere Gp’sinde 36 tur boyunca 3.gittikten sonra son turda Tambay’a geçilerek bir kez daha 4.’lükle yetinecekti. Bu sonuçlar De Angelis’in Lotus’tan yeni bir kontrat kapması için yeterliydi ve Angelis Williams’ı reddederek Lotus’ta kalmayı tercih etti. Aynı gün Avusturya’da ise yarışlardaki kötü şansı tersine döndü ve Mansell’in yarıştıkları dönem boyunca alınan podyumlardaki 2-0’lık üstünlüğüne gereken cevabı verdi. Yarışa 7.başlayan De Angelis startta 4.’lüğe yükseldikten sonra istikrarlı çizgisini sürdürerek önce 2.’liği, 4 tur kala ise Prost’un yaşadığı arızadan sonra ise liderliği almayı başardı. Arkasında tuttuğu ve her tur ona daha da yaklaşan Keke Rosberg’e karşı harika bir soğukkanlılıkla direnip yarışı tam 0,05 saniye farkla kazanmıştı. De Angelis bu sonuçla 4 sene sonra takımına ilk galibiyetine getirirken Murray Walker yarış sonunda şu cümleyi kurmuştu:”Bugün Elio de Angelis bir yarışçıdan çok playboy olduğunu iddia edenlere ne kadar yanıldıklarını göstermiş oldu”

 

De Angelis sezonu 1 galibiyetle kapatırken 6 kez de podyuma çıkmadan puan aldı(4-6 arası bitirdi). Böylece De Angelis 23 puan toplarken Mansell Kanada’da yaptığı kazanın kendisinde bıraktığı fiziksel hasarı atlatamayarak yalnızca 7 puanda kaldı. Yeni sezonda Renault motoruna geçecek ve pilotlarının yükselen grafiğiyle geleceğe daha umutla bakılacakken Lotus’un kurucusu ve patronu Colin Chapman’ın ölümü ise takımı yasa boğdu. Chapman’ın vefatı ile finansal kaygılar artmış ve takımın iki pilota da eşit mesafede davranacak bütçesi kalmamıştı. Geçen 2 sezonda De Angelis’in Mansell’e karşı tartışılmaz bir üstünlüğü bulunuyordu (37-15 puan ve 19-8 sıralama turu) ve 1.pilot olması tartışılmayacak bir konuydu. Ayrıca Mansell’i Lotus’a getiren ve onu savunan tek kişinin Chapman olması da Mansell’in takımla olan bağlarını nispeten kopartmıştı. Bu Elio de Angelis’in yeni Lotus 93T’yi tek başına deneyeceği anlamına geliyordu

1983 yılının başı ise hayal kırıklığıydı. İki farklı Lotus aracı da yarış bitirmekte zorlanırken Elio de Angelis’in sıralama turlarında Mansell’e karşı sağladığı büyük fark yarışta yaşadığı arızalardan dolayı boşa gidiyordu. İlk 10 yarış sonunda sıralamalarda 9-1’lik üstünlük kurarak iki kez 4. bir kez ise 5.başlamasına karşın şanssızlıklar peşini bırakmamıştı. Bu sonuçlara Mansell’in kendi evindeki muhteşem yükselişiyle elde ettiği 4.’lük de eklenince De Angelis için sezon kabusa dönüşmüştü. Bu kötü geçen sezonu güzel bitirmek isteyen De Angelis Avrupa Gp’sinde bir kez daha başarılı bir sıralama turu çıkarıp pol pozisyonunu alsa da yarış başında Patrese’ye geçilip önce 2.’liğe düştü, sonrasında ise yaşadığı arıza ile yarışı tamamlayamadı. Mansell ise orada sezonun ilk podyumunu almayı başararak bir kez daha parladı. Angelis tüm sezonu 2 puanla tamamlarken hiç hak etmediği bir şekilde Mansell’in 10 puan toplamasıyla ilk kez bir takım arkadaşına puanlarda mağlup olmuş oldu ki sıralama turlarında ciddi bir üstünlük kurmuştu. Lotus takımı da Angelis’e inancını sürdürerek onun lider pilot olması gerektiği konusunda mutabık kalmıştı. Ancak bu sezon Angelis’in gelecekte daha mücadeleci olması gerektiğini de gözler önüne sermişti. Zira De Angelis’in sakin yapısı onun zaman zaman umursamaz olmasına da sebebiyet veriyordu. Zaman zaman kaskını unuttuğunu yarışa dakikalar kala söylemesi gibi disiplinsizliklerin 1982 Monaco’da mavi bayrağa dikkat etmediği için pistte kargaşa oluşturan ve Pironi’ye zaman kaybettiren de kendisiydi. Bu özelliklerin birebir zıttı ise Nigel Mansell’da bulunuyordu. Mansell aşırı mücadeleci ve agresif yapısıyla fırsatları De Angelis’ten daha çok kovalasa da bu şansları harcıyordu. İki pilotun da kusurları yeni patron Peter Warr’ın takım içi ilişkilerdeki başarısızlığı ile birleşince Lotus’un iyi bir kimya yakalaması zor görünüyordu.

Yeni araç ve yeni sezon ise De Angelis’e hiç olmadığı kadar iyi gelmişti. İlk yarışında Mansell’e 1 saniyeye yakın fark atıp kariyerinin 2.polünü almasının ardından startta ve devamında yaşadığı sorunlarla 8.sıraya kadar düşmüş ancak takımın ondan beklediği mücadeleci kimliği ortaya koyarak podyuma çıkmayı başarmıştı. Lotus artık düzenli bir şekilde puan alabiliyor ve rakiplerin hatasına ihtiyaç duymuyordu. De Angelis şampiyonada yukarılarda olmak için iyi bir şansa sahipti ve Mansell’in hatalarından hala pek ders çıkarmaması kendisini takım içinde gittikçe daha desteklenen bir pilot haline getirdi. Angelis eski formuna geri dönerken Brezilya, San Marino, Detroit ve Dallas’ta alınan podyumların yanı sıra 7 kez de 4 ve 6.sıra arası bitirerek puan almayı başardı ve Prost-Lauda ikilisinin Mclaren’leri ile domine ettiği sezonu 3.bitirerek büyük bir başarıya imza attı. Mansell ise yalnızca 5 yarış bitirebilmişti. Kısacası De Angelis’in artık Mansell’in gerisinde olduğu bir özellik kalmamıştı. Lakin Angelis de Mansell’e karşı yarış içinde ciddi bir tempo farkı sağlayamadığı için bu farkın büyük çoğunluğu sıralama turlarındaki farktan geliyordu ve bu De Angelis’in gelecek seneler için dikkat etmesi gereken bir olguydu. Halihazırda De Angelis’i destekleyen Lotus da artık Mansell’in gitmesi gerektiğini kararlaştırmıştı. Ne var ki Mansell’in bundan sonraki durağı Williams’dı ve 31 galibiyet sığdırdığı kariyerinin dönüm noktası olacaktı. Mansell’in her zaman “üstün insan” olarak gördüğü De Angelis, sahip oldukları farklılıklara rağmen her zaman saygılı bir ilişki kurmuş ve Mansell’in dışlandığı günlerde bile aralarında bir sorun çıkmamıştı. Yalnızca sezon içinde basına verdiği röportajda üstünlüğünden bahsetmesi ve Mansell’i yarış bitirme problemi konusunda eleştirmesi aralarının kısa süreli açılmasına neden olmuştu. De Angelis bunu takmın iyiliği için söylediğini belirttikten sonra ise olay kısa sürede tatlıya bağlandı. Mansell ile geçirdiği 4 senede başarılı bir görüntü çizmişti ve daha iyi bir takım arkadaşı ile rekabet etmeye hazır gibi görünüyordu.

1984 Portekiz Gp’si öncesi 24 yaşındaki genç bir Brezilyalı pilot ise kendisine Lotus ve Williams’dan gelen tekliflerden Lotus’unkini kabul ederek De Angelis’in yeni rakibi ve aynı zamanda takım arkadaşı olmuştu. (Eğer Williams’ı seçse Mansell doğal olarak oraya gidemeyecekti yani öncelik ondaydı.) De Angelis arkadaşını pek tanımasa da 1984’te yaptıklarından dolayı hızından haberdardı. Ne var ki De Angelis’in mağlup olmasının kalitesinden hiçbir şey eksiltmeyeceği birkaç sene içinde ortaya çıkacaktı. Bu genç Brezilyalı elbette Ayrton Senna’dan başkası değildi! İkili karar açıklandıktan sonra bir araya gelirken De Angelis aç ve ateşli rakibine karşı ilk mağlubiyetini o anda almış gibi gözüküyordu. Angelis’in garaja geldiğindeki ifadesi hiç de iç açıcı değildi. Takımdaki çalışanlar ona durumu sorduklarında ise De Angelis’in cevabı “Önümüzdeki sene oldukça zor geçecek.” oldu. De Angelis kendi yöntemleri ve temposunda Mansell ile başa çıkmış, hatta ona karşı ciddi bir fark elde etmişti (puanlarda 76-38, sıralamada 46-15) ancak 1985 sezonunda tarihin en hırslı ve en hızlı pilotlarından biriyle hem pistte hem de mental olarak mücadele etmek oldukça zor olacaktı. Keke Rosberg’in de dediği gibi Senna yeni Formula 1 pilotları arasında standartları belirleyen kişiydi. Senna’nın De Angelis’e ne dediğini bilmesek de asla geri adım atmayan yapısını göz önünde bulundurursak pek de kibar olmayan bir gözdağı verdiğini tahmin etmek pek de zor değil. Senna’nın gelişi uzun zamandır takımda bulunmayan rekabet ortamını yeniden canlandırırken De Angelis artık daha motive olduğunu ve Senna’nın bazen aşırıya kaçan kararlı yapısıyla sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı duyduğunu belirtiyordu. Sezonun ilk yarışına Angelis 3., Senna ise 4.başlayacaktı ki Angelis’in Senna’yı sıralamalarda mağlup etmesi sezonun ilerleyen dönemlerinde pek sık gerçekleşmeyecekti. Angelis 1980’den itibaren zaman zaman yaşadığı start sorununu burada da yaşamış ve Senna’nın arkasına düşmüştü. Ancak Senna mekanik arıza yaşayınca Angelis podyumun son basamağını kapmayı başarmıştı. Aradaki rekabet ortamı tüm takıma sirayet ederken bu rekabetten Senna’nın daha çok besleneceği aşikardı. Ertesi yarış olan Portekiz GP’sinde Senna pol zafer dublesi yaparken Angelis 2.sıradaki yerini koruyamamış ve tempoya ayak uyduramadığı için yarışı 4.bitirmişti. Angelis sonraki San Marino Gp’sini kazansa da Senna’nın ondan üstün olduğu yadsınamazdı. Öyle ki Senna yarışa lider başlamış ve yerini bir süre korumuş ancak benzini bittiği için De Angelis 2.’liğe tırmanmıştı. Yarışın galibi Prost da diskalifiye olunca galibiyeti De Angelis almıştı. Sezonun kalan yarışlarında da De Angelis, Senna’nın ne sıralama ne de yarış temposuna ayak uydurabiliyordu. Yalnızca aracı daha az yıprattığı için takım arkadaşıyla yakın puandaydı. De Angelis gelişmesine rağmen Senna’ya pist üzerinde mağlup olmuş ve “birinci pilot” sıfatını kaybetmişti. Öyle ki iki pilotun sorun yaşamadığı hiçbir yarışta De Angelis önde bitirememişti. Sezon sona erirken puanlar 38-33 olsa da Senna tam 7 pol almış ve Prost şampiyon olurken onun kadar ilgi çekmeyi başarmıştı. Angelis’in önceki senelerde en çok güvendiği istatistik olan sıralamalarda da durum 13-3 olunca (karşınızdaki Senna ise hiç de kötü değil) Senna mutlak lider olmuş ve bunu takımın işleyişinde de hissettirmek için takım ilişkilerini görmezden gelmişti. Bardağı taşıran son damla ise De Angelis’in pit ekibinden birkaç çalışanın Senna’ya geçmesi oldu. Gerçi Angelis özellikle de testlerde Senna’ya gösterilen ilgiden rahatsız olduğunu ve Lotus’tan ayrılmayı o zamandan beri düşündüğünü belirtiyordu. Angelis’i bu ilgisizliğin huzursuz etmesinin bir başka nedeni de kariyeri boyunca sezon içi testlerde aktif rol alması ve bu konuda bir uzmana dönüşmesiydi. Kanada 1984’te De Angelis Mansell’i blokladıktan sonra kendisinin lehine olan durum şimdi tam tersineydi. Senna ilk karşılaştıkları günden beri istediğini alan kişi olurken De Angelis’in senesi ve Lotus kariyeri Senna ile ilk buluşmalarından sonraki hissettikleri gibi buruk noktalanmıştı. Bu ayrılıkta Senna’nın yanına direnç göstermeyecek bir pilot istemesinin de payı vardı ki isteği hemen gerçekleşti. Hatta Senna Lotus’un Angelis’den sonra kadrosuna katmak istediği Derrick Warwick’i takımda istememiş ve tamamen kendine odaklanılmasını sağlayacak bir 2.pilot bulmalarını sağlamıştı. De Angelis’in yerine gelen Dumfries ile Senna arasında hiçbir rekabet yoktu ve inanılmaz bir uçurum vardı. De Angelis ise oldukça kızgındı ve henüz 28 yaşındayken emekli olmayı bile düşündü. 6 yıllık Lotus kariyeri boyunca dikkat çeken De Angelis’in kafasını meşgul eden bu düşünce geleceği için iyiye işaret degildi. Son kararı Nelson Piquet’nin yerini doldurması için kendisine teklif götüren Brabham oldu. Angelis’e göre eğer Brabham ile anlaşmasa emekli olacaktı. Burada hızlı bir pilot olan Patrese ile yarışacaktı lakin mental olarak bu spordan yorulması 1986 sezonu öncesi kendisi için çok az olumlu done bulunmasına neden oluyordu. De Angelis yeteneğiyle tarihte önemli yer etmesi gereken bir pilot olsa da 7 yıllık kariyerinde özellikle pazar günleri maksimumu verememekle birlikte yeterli hırsa sahip olmamasıyla çıkışa geçecek gibi de görünmüyordu. Tüm bu olumsuzlukların beraberinde 1986 yılı 28 yıllık yaşamının dip noktasıydı. Başarısız geçen 4 yarışın ardından De Angelis 15 Mayıs 1986’da Paul Ricard testlerinde hayatını duman zehirlenmesi gibi bir önlemsizlikten kaybettiğinde arkasında çok hüzünlü bir hikaye bırakıyordu. (eğer tıbbi yardım  gelseydi kazayı birkaç kırık kemikle atlatacaktı) Özellikle de takım arkadaşları Senna ve Mansell yasa boğulmuşlardı.   Lakin işin trajik boyutunu bir kenara bırakırsak Elio de Angelis kariyer açısından arkasında benim için büyük bir “Acaba” bırakmadı. Kariyerinde bu kadar istikrarlı olması belki de o kadar iyi bir istatistik değildi zira bu istikrarı onun potansiyelini değil, gereken agresifliği göstermediğini yansıtıyordu. Mansell’in sıralama turlarında aldığı kötü sonuçlar bir nebze bu eksik noktasını gizlese de Senna bu farkları açığa çıkarmakla kalmamış, De Angelis’i demoralize ederek onun pistte daha da sıradanlaşmasını sağlamıştı. Bu yazıyı yazmadan önce büyük bir De Angelis fanatiği olarak onun ne kadar iyi bir pilot olduğundan ve üzücü bir şekilde unutulduğundan bahsetmek istiyordum. Çok iyi bir pilot olduğu konusunda şüphem olmasa da ilgi görmemesini asıl kendisinin seçtiğini düşünmeye başladım. Eğer gerçekten kendini bu spora adayabilseydi Alain Prost ve Senna ‘nın keskin stillerini dengeli biçimde birleştiren bir pilot olabilirdi. Lakin Formula 1 yalnızca fiziksel ve reflekslerin gücü değil, mental gücün de savaşı. Senna 1985’teki bu mücadeleden mutlak zaferle çıkarak hem dikkat çekmeyi başarmış hem de gelecekte çekişme ihtimali olan rakibine ciddi bir darbe vurmuştu. Mansell’in Angelis’e karşı mağlubiyetlerinden sonra ayağa kalkışını görünce de mental güç ve hırsın ne kadar önemli olduğu bir kez daha net bir biçimde anlaşılıyor. Mansell’in Senna’ya karşı daha iyi istatistiklerle mücadele edeceğini iddia etmek çok zor ancak bu sporda hiçbir istatistik bir pilotun başarıya ne adar aç olduğunu ölçmüyor.  Yarışmak için evini satan Mansell ile Ferrari’nin Le Mans teklifini maddi koşulları nedeniyle reddeden De Angelis iki ayrı dünyanın insanları. Manell’in yarışmayı çok daha ciddiye aldığı aşikar. Nigel Roebuck’un da dediği gibi De Angelis için yarışmak hayattaki güzel şeylerden biriydi. Bu yapısı ise kurtlar sofrasında zorlanmasına neden oldu. De Angelis beraber oldukları bu dönemde geniş yetenek havuzundan faydalanarak Mansell’den üstün olduğunu kanıtlasa da Senna’ya karşı gerçek testi geçemedi. Bunun asıl sebebi ise Senna’ya karşı aldığı mağlubiyet değil, devamında bu mağlubiyetin üstüne gitmemesi ve hatta daha geriye gidersek o ilk karşılaşmalarından somurtarak ayrılmasıydı. İyi pilot ve çok iyi pilotu ayıran birçok parametre De Angelis’in lehine sonuçlanabilir ancak her sene yalnızca bir kişinin mutlu sona ulaştığı bir sporda geri adım atmanız bu hedef uğruna yapmanız gereken son şeydir.

Elio de Angelis ve kendisi hakkında birkaç anekdot:

 

-1982 sezonu başında her sezon imzalanması gereken ve pilotlar ile FIA arasında imzalanan anlaşmada Niki Lauda’nın fark ettiği bir madde yüzünden pilotlar yarışmayacağını açıklamıştı. Bunun üzerine bir otelin salonunda pilotlar toplanırken Ferrari pilotu Didier Pironi de yetkililerle görüşüyordu. Salonda bulunan piyano Villeneuve ve Giacomelli tarafından çalındıktan sonra ise sıra De Angelis’e gelmişti. De Angelis’in o gün verdiği küçük konser herkesi büyülemişti 

büyülemişti ki eğer pilot olmasaydı piyanist olma ihtimali oldukça kuvvetliydi. Aşağıdaki videoda Angelis bir televizyon yayınında kendi bestelediği parçayı çalıyor.

 

-Jean Alesi 1989’da yarışmaya başladığı F1’de De Angelis’e ithafen kaskında kırmızı ve siyah şeritlere yer vermişti

Not:Soldaki kask De Angelis, sağdaki ise Alesi’nin

-Elio De Angelis hayatını kaybettiği zaman Brabham takımındaydı ve takımın patronu Bernie Ecclestone’du. Ecclestone 1999 yılında Paul Ricard’ı satın alarak tamamen bir test pistine dönüşecek şekilde düzenlemiştir

Not:Sağdaki pilot Angelis’in 1986 sezonu için takım arkadaşı olan Ricardo Patrese.

-De Angelis’in Paul Ricard’da hayatını kaybettiği 1986 senesinde yapılan yarışı Nigel Mansell kazanmıştır

De Angelis ve Sıralama Performansı Analizi

Elio De Angelis cumartesi günü iyi başladığı yarışları sorunsuz bitirmek konusunda oldukça başarılıydı. Aşağıdaki tabloda kariyeri boyunca yarıştığı takım arkadaşlarına karşı sıralama performansını ve takım arkadaşlarının başka pilotlara karşı nasıl mücadele ettiklerini görebilirsiniz

1979

Carlos Reutemann

 

7-8

 

Mario Andretti

 

Lotus

1980

Elio De Angelis

 

8-6

 

 

Mario Andretti

 

Lotus

1980

Carlos Reutemann

 

6-8

Alan Jones

(1980 şampiyonu)

 

Williams

1981-1984

Elio De Angelis

 

46-15

 

Nigel Mansell

 

Lotus

1984

Elio De Angelis

 

11-5

 

Nigel Mansell

 

Lotus

1985

Elio De Angelis

 

3-13

 

Ayrton Senna

 

Lotus

 

1985

Nigel Mansell

 

7-9

 

Keke  Rosberg

 

Williams

1986

Elio De Angelis*

 

0-4

 

Ricardo Patrese

 

Brabham

1986

Ayrton Senna**

 

16-0

 

Johnny Dumfries

 

Lotus

1986

Nigel Mansell

 

8-8

 

Nelson Piquet

 

Williams

1987

Nigel Mansell

 

10-5

 

 

Nelson Piquet

(1987 şampiyonu)

 

Williams

1987

Ayrton Senna***

 

16-0

 

Satoru Nakajima

 

Lotus

1988-1989

Ayrton Senna

(1988 şampiyonu)

 

28-4

 

Alain Prost

(1989 şampiyonu)

 

Mclaren

1990-1992

Ayrton Senna

(1990/1991 şampiyonu)

 

40-8

 

Gerhard Berger

 

Mclaren

1991

Nigel Mansell

7-9  

Ricardo Patrese

 

Williams

1992

Nigel Mansell

(1992 şampiyonu)

 

14-2

 

Ricardo Patrese

 

Williams

 

*Brabham iyi bir araca sahip değildi ancak Angelis’teki performans düşüklüğünün en büyük sorumlusu kendisiydi. Patrese saf hızı yüksek olan bir pilot olsa da Angelis ondan çok daha yetenekliydi ve bu 4 yarış onun aslında 1985 sonunda zihnen emekli olduğunu kanıtlıyordu

 

**Ayrton Senna’nın ilk 3’ten başlayamadığı yarış sayısı:3

Dumfries ise hiçbir yarışa ilk 9’dan başlayamadı

 

*** Lotus 1986 senesi kadar iyi bir araç hazırlayamasa da Senna yine farkını ortaya koymuştu. Sezonun en kötü sıralama derecesi 7.’likti ve ilk 5 dışında başladığı yarış sayısı yalnızca 4’tü. Nakajima’nın en önden başladığı sıra ise 11.’likti

 

Fotoğraflar:

-http://www.motorsportretro.com/2011/05/elio-de-angelis/

-http://www.historicgrandprix.com/Drivers/Fred%20Cziska.htm

-http://f1.wikia.com/wiki/File:Elio_de_Angelis_1982_Austrian_Grand_Prix.jpg

-https://f1metrics.wordpress.com/2016/10/06/experts-versus-models-how-do-we-rank-drivers/

-https://f1-history.deviantart.com/art/Elio-de-Angelis-Monaco-1984-326915931

-http://www.woiweb.com/index.php/Elio_de_Angelis

-http://s302.photobucket.com/user/f1helmets/media/elioangeli85gu/elioangelogu-1.jpg.html

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz