2004 Bahreyn GP’si, çölde düzenlenen ilk yarıştı. Sakhir pistinde Schumacher kazanmış ve ortalığı silip süpürmeye devam etmişti her zaman yaptığı gibi.

2004, Bahreyn… Bunlar çok uzak gelmiyor düşününce. Ama dile kolay, aradan 14 yıl geçti. 14 yılın ne kadar uzun bir zaman olduğunu hatırlatmak için şimdi sizlere, o yıl yarışan bazı sürücülerin nerelere geldiğini söyleyeceğiz.

Nick Heidfeld

Nick Heidfeld’i hepimiz BMW’deki iyi performansıyla ve kirli sakalıyla hatırlıyoruz. Ama Heidfeld, her zaman kalburüstü bir pilot oldu. Asla yıldızlaştığı yarışlar olmadı belki ama hiçbir zaman en iyi araçlarda da sürmedi.

Heidfeld o zamanlar gridin efsane takımı Sarı Jordan için sürüyordu.

Heidfeld, 2004 yılında Jordan’da yarışıyordu. Sonra Williams’a, oradan da BMW-Sauber’e geçti. 2009 yılı sonuna kadar burada kaldı. Sezon sonunda Mercedes’e test sürücüsü olarak geçti. Sezon sonuna doğru BMW-Sauber’e geri döndü.

2011 yılında eski takım arkadaşı Kubica’nın ağır ralli kazası yüzünden yarışamayacak olması, Heidfeld’in Lotus kariyerinin başlangıcı oldu. Burada iyi bir performans sergileyemeyen Heidfeld, Belçika GP’sinden önce takımla yollarını ayırdı.

Daha sonra LeMans 24 Saat’te ve Formula E’de yarıştı. Kariyerine Mahindra Racing’de devam ediyor.

O yıl Bahreyn GP’sini on beşinci sırada bitirmiş ve lider Schumacher’den bir tur yemişti.

Fernando Alonso

Fernando Alonso 2004 yılında gelecek vaat eden genç bir sürücüydü. Hırslıydı ve hızlıydı. Bir sonraki yıl potansiyelini kanıtladı ve şampiyon oldu. Ertesi yıl bir kez daha oldu.

Çapkınlığıyla bilinen Alonso, 2004 yılında da kadınlarla birlikte zaman geçirmekten hoşlanıyordu.

2007 yılında McLaren’e geçti ve Alonso için mutsuz yıllar başladı. McLaren’in ardından Renault’da skandallarla dolu başarısız yıllar geçirdi. Ferrari’ye geçtiğinde üç defa şampiyonluğu kılpayı kaçırdı.

Ferrari’den sonra tekrar McLaren koltuğuna oturdu. Honda motoru bekleneni veremeyince artık ismi zaferler yerine komik fotoğraflarla anılır oldu.

Ancak Alonso, tartışmasız bir şekilde tarihin en hızlı sürücülerinden birisi. O yıl da Bahreyn GP’sini altıncı sırada bitirmiş ve lider Schumacher’den 53 saniye fark yemişti.

Felipe Massa

Felipe Massa o günlerde bir Sauber pilotuydu. Ortalamanın üstündeydi ama kimse ondan muhteşem bir performans beklemiyordu.

Zaten bebek yüzlü olan Massa, 2004 yılında henüz sivilcelerinden bile kurtulamamıştı.

Bebek yüzlü katilimiz Massa, 2006 yılında Ferrari koltuğuna geçti. Massa’nın başarılarla dolu bir kariyeri oldu. 2006 yılında Schumacher’e, 2007 yılında Raikkonen’e şampiyonluk mücadelesinde yardımcı oldu.

2008 yılında Raikkonen’den çok daha hızlı olabildiğini herkese ispatladı. Gerektiğinde Lewis Hamilton’ı birçok sefer mağlup etti. Sezon sonunda şampiyon da oldu. Ancak sadece 36 saniyeliğinde.

2009 yılında ağır bir kaza geçirdiği Macaristan yarışına kadar takım arkadaşı Raikkonen’den çok daha iyi bir performans sergilemiş ve puan tablosunda Fin sürücüye fark atmıştı.

Ancak bu kazadan sonra hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmadı.

Massa Ferrari kariyerine devam etti. 2014 yılında ise Williams’a geçti. Williams’da çok iyi günler geçiremese de kalitesini tekrar ispatladığı yarışlar koştu.

2016 yılında emekli oldu. Bottas Mercedes’e geçince tekrar kokpite döndü. 2017 yılında ikinci ve son kez emekli oldu. Şimdilerde ailesiyle birlikte emekliliğin tadını çıkarıyor ve zevk için farklı serilerde yarışıyor.

Massa, o gün Bahreyn’deki yarışı on ikinci bitirmiş ve Schumacher’den bir tur yemişti.

Kimi Raikkonen

Kimi, 2004 yılında McLaren için sürüyordu. 2003’teki iyi günlerinden uzaktaydı McLaren. Dayanıklılık sorunlarının yanında hızları da istedikleri seviyede değildi.

Ne diyebiliriz ki? Eğer Kimi bu yaşında hala genç kızların sevgilisi olabiliyorsa bunu muhtemelen 2004 yılındaki bu imajına filan borçlu olsa gerek. Not: Kimi o gün 25 yaşındaydı.

Raikkonen 2005 yılında şampiyonluk için savaştı. Muhteşem bir aracı vardı. Birçoklarına göre tarihin en hızlı araçlarından biriydi. Ancak bu araç bir o kadar da kırılgandı. İstikrarlı sürüşler göstereceğine şüpheyle bakılan Raikkonen, o yıl bu düşüncelerin yanlış olduğunu birçok yarışta ispatladı. 2005 Japonya GP’si gibi yarışlarda mesela.

Raikkonen 2006 yılında bir kez daha McLaren için sürdükten sonra 2007 için Ferrari’ye geçti. Ferrari’de ilk sezonunda şampiyonluk yakaladı. Hayallerine ulaşan Raikkonen’in kariyeri bu noktadan sonra düşüşe geçti.

2008 ve 2009 yılında Massa’nın gerisinde kaldı. Daha sonra Formula 1’e ara verdi. Ralli maceralarına bir nokta koydu ve 2012 yılında Lotus ile F1’e geri döndü

Lotus’ta iki yarış kazandı. 2014 yılında eski takımı Ferrari, Raikkonen’i tekrar takıma getirdi. Raikkonen kariyerinin ikinci Ferrari macerasında adeta eski günlerini aratıyordu. Ancak muhteşem yarışlarda tekrar ne kadar kaliteli bir kumaşı olduğunu ispatladı. Özellikle 2017 yılındaki Monaco ve Macaristan yarışları Raikkonen’in iyi sürüşlerindendi.

Raikkonen hala Ferrari için sürmeye devam ediyor. O gün McLaren sürücüsü olan Raikkonen, yedinci turda motor patlatmış ve yarışa erken veda etmişti.

Olivier Panis

Olivier Panis, o günlerde Toyota için sürüyordu.

Panis 2004 yılında kariyerine veda etmeye hazırlanan yaşlı bir pilottu.

Panis, özel bir sürücü değildi. Ancak çok özel bir başarısı vardı. 1996 Monaco GP’sini vasat bir araçla kazanmıştı.

Yağmurlu bu yarışta tüm büyükler teker teker sorunlar yaşarken Panis, sessiz ve sakin bir sürüşle kazanmayı bilmişti. O günlerde Ligier için sürüyordu.

Bu, Monaco’da bir Fransız sürücünün kazandı son zaferdi. Üstelik bunu bir Fransız takımında yapmıştı.

Panis’in kariyeri daha sonra sessizliğe büründü. Uzun yıllar daha orta sıra takımları için yarıştı. Prost, Honda ve Toyota; Panis’in hatırlandığı takımlar oldu.

Panis daha sonra çeşitli serilerde boy gösterdi. Artık macerasına takım patronu olarak devam ediyor.

Panis, o gün yarışı Schumacher’in bir tur gerisinde dokuzuncu sırada bitirmişti.

Ralf Schumacher

Ralf, abisi Schumacher’in gölgesinde kalmıştı sürekli. Hatta bir gün BMW’nin gelişim pilotu olan Vettel, Schumacher ile tanıştırılacağı söylenince sevinmişti. Ancak Michael değil de Ralf’i karşısında görünce üzülmüştü.

Ne kadar da abisine benziyor di mi? Evet, 2004 yılında da benziyormuş.

İşte tam da o yıllarda Ralf, BMW-Williams için sürüyordu. Belki de kariyerinin zirve yıllarıydı.

Jordan’da başlayan kariyeri 1999 yılından beri Williams’da devam ediyordu ve artık sona yaklaşıyordu. Kariyerinde sadece altı zaferi bulunan Ralf, 2005 yılı için Toyota’ya gitti. Japon ekibiyle üç yıl geçirdikten sonra 2007 sezonu sonunda emekli oldu.

Daha sonra yol araçlarıyla ilgili serilerde boy gösterdi. Özellikle Mercedes’le olan yakın ilişkisi ona bu yıllarda çok yardımcı oldu.

2012 yılında DTM ile birlikte yöneticilik kariyeri başladı. Hala Mercedes’in genç yetenekleri bulmasına yardımcı oluyor.

O gün Ralf, abisi Michael’dan 58 saniye geride yarışı yedinci bitirmişti.

Takuma Sato

Sato, sporun gördüğü en renkli karakterlerden biriydi. Özellikle pist üstündeki hamleleri, Sato’yu ünlü bir pilot yapmıştı.

 

Janti bir abimizdi Takuma. Fiyakalıydı. 2004 yılında bile.

Çok başarılı sonuçları yoktu. Hızlı olsa da hızıyla değil tehlikeli sürüşüyle ve kazalarıyla hatrımızda kaldı.

Sato, Formula 1’e 2002 yılında Honda motoru kullanan Jordan’la girdi. Honda’nın desteklediği sürücü, 2003-2005 yılları arasında Honda için sürdü.

Ancak bir türlü Sato, istenen sonuçları alamadı.

2006 yılında giridin en yavaş takımlarından biri olan ve Super Aguri’ye geçti.
Burada görevi genç sürücülere yardımcı olmak ve ilgiyi Super Aguri’ye çekmekti.

Çekti de. Özellikle 2007 Kanada GP’sindeki performansı unutulmazdı. Gridin en yavaş araçlarından biriyle son turlarda Alonso’yu da geride bırakarak yarışı altıncı bitirdi.

Bu Sato’nun Formula 1’deki son puanları oldu.

Sonra Sato, Amerika’yı yeniden keşfetmek için yollara düştü. 2010 yılında IndyCar’a başladı. 2013 ve 2017’de birer zafer kazandı ve IndyCar’ın ünlü simalarından biri haline geldi.

Şu anda hala Letterman-Lanigan Racing için sürüyor. Ancak o gün Sato, Schumi’nin 52 saniye gerisinde beşinci olmuştu Bahreyn’de.

Mark Webber

Mark Webber 2004 yılında Jaguar için sürüyordu. Orta sıraların aranan ismiydi. Bir sonraki yıl Williams’a geçti ve yine orta sıralarda iki yıl geçirdi.

Mark Webber, bugün kaldırılması tartışmalara yol açan grid kızlarından biriyle birlikte. Webber grid kızlarına bayılan pilotlardan biriydi o yıllarda.

2007 yılında Red Bull’a geçti. Marka, büyük umutlarla ve büyük bütçelerle spora girmişti ve başarılı olmak istiyordu. Webber de Coulthard ile birlikte Red Bull için yarışıyordu.

Red Bull’da uzun, çok uzun yıllar yarıştı. 2010 yılında şampiyonluğun en büyük adaylarından biriydi. Son yarışa Alonso’nun arkasında ikinci olarak girdi. Ancak takım arkadaşı Vettel, son yarıştaki farklı stratejisi sayesinde şampiyonluğu kucakladı.

Webber’in Red Bull ile olan ilişkisi hep çalkantılı oldu aslında. Multi 21 olayı, Britanya GP’sindeki “ön kanat” tartışması sürekli takım ve pilotun arasını açan olaylar oldu.

2013 yılı sonunda artık Formula 1’de yarışmak istemediğşini söyledi ve bıraktı. 2014 yılında Porsche ile Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’nda sürmeye başladı.

2015 yılında takım arkadaşları Timo Bernhard ve Brendon Hartley ile Le Mans 24 Saat yarışını ikinci bitirmeleri Webber’in bu serideki başarılarından biri oldu.

Burada çok başarılı oldu. Ancak eşinin isteğiyle, geçirdiği bir iki büyük kaza sonrasında yarış kariyerine bir nokta koydu.

Webber o gün Bahreyn’de yarışı Schumacher’in bir tur gerisinde sekizinci sırada bitirmişti.

Michael Schumacher

Schumacher, istatistiksel olarak dünyanın en başarılı pilotuydu ve o yıl da F2004 ile birlikte zirve sezonundaydı.

O yıllarda Schumi, işte o bildiğimiz Schumi olmaya devam ediyordu.

Schumi o yıl ne varsa silip süpürdü adeta. 2005 yılında ise alışılmadığı kadar yavaş kadı Ferrari ile birlikte. Sadece olaylı ABD GP’sinde kazanabildi.

2006 yılında tekrar şampiyonluk savaşına girdi ve Alonso’ya meydan okudu. Yaşadığı şanssızlıklar son sezonunda şampiyonluk kazanmasına engel oldu.

2007 yılında yine etraftaydı. Ferrari çatısı altındaydı ve bazı yarışlarda pit duvarında görünüyordu.

Yeni tutkusu motosikletti ve birkaç kere kaza yapmış ve hayranlarının yüreğini ağzına getirmişti. Fakat Schumi, adrenalini hayatının hiçbir aşamasında bir kenara koyamadı.

2009 yılında kırgın olduğu Ferrari’den, Macaristan’da ağır bir kaza geçiren Massa’nın yerine geçmesi için teklif geldi.

Schumi bu teklifi reddetti. Fakat 2010 yılında, eski patronu Ross Brawn’ın yanına, Mercedes’e gitti.

Üç yıllık uzatmalarda Schumacher bir pole pozisyonu bir podyum kazandı. Ama genel performansı eski günlerinden uzaktaydı. Bu sonuca etki eden faktörlerden biri de yaşadığı teknik sorunlardı.

Rosberg sorunsuz yarışlar çıkarırken Schumi sürekli sorunlar yaşıyordu.

Schumi, 2012 sezonu sonunda Formula 1’e bir kez daha veda etti.

Koca kariyeri geride kaldı. Fakat rekorları hala kitaplarda baş köşelerde yazıyor.

Formula 1’de 91 zaferi bulunan Schumacher, o gün Bahreyn’de yarışı kazanan isimdi. Sıralama turlarında da farklı bir şekilde lider olan Schumacher, yarışın en hızlı turunu da elde etmişti.

Bu en hızlı tur, halen bir yarış esnasında Bahreyn’de atılmış en hızlı tur olarak kayıtlarda yer alıyor.

Schumacher, şimdi geçirdiği kayak kazasının ardından iyileşmeye çalışıyor. Daha önce birçok defa imkansız yarışlar kazanan Schumacher, şimdi kariyerinin son zaferini kazanmak için mücadele ediyor.

#KeepFightingMichael

Bizi Twitter’dan da takip edebileceğinizi biliyor muydunuz?

@damalibayrak1

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz