Başlıkta da okuduğunuz gibi Heikki Kovalainen, gridin renkli simalarından biri. En azından öyleydi. Tır şoförlüğüyle ve itfaiyeciliğiyle bilinen Kovalainen, Formula 1’den sessiz sedasız koptu. Bugün, Kovalainen’i hatırlama zamanı.

2005 yılında düzenlendiği ilk sezonunda Nico Rosberg’in arkasında GP2 ikincisi olan Fin pilot, bu başarısının ardından 2006 yılında Renault’da test pilotluğu yaptı. 2007 yılında ise Alonso’nun gidişi ile boşalan koltuğa geçti. Kovalainen, 2007 yılında Japonya da ilk podyumuna da çıktı. Yanlış duymadınız, Heikki, 2007 yılında Fuji’de düzenlenen bol olaylı ve bol yağmurlu yarışta ikinci oldu. Griddeki ilk yılında podyuma çıkma başarısı gösteren Fin pilot, bu sayede padokta önemli bir genç yetenek haline geldi.

2008 yılında Mclaren Mercedes takımına geçen Finlandiyalı, bu yıl da podyumun zirvesine çıkabilme başarısını gösterebildi. Macaristan’da kariyerinin ilk yarışını kazanan Heikki için 2008 yılı, 2007 yılından çok daha iyi geçti ve Formula 1 için küçük fakat kariyeri için büyük adımlar attı.

Ancak sonraki yıllarda bir daha bu kadar “yüksek” performansa çıkamayan Finlandiyalı pilot, takım arkadaşı Lewis Hamilton’ın şampiyon olduğu 2008 yılında 53 puan toplayarak sürücüler klasmanında 7. olabilme başarısını ancak gösterebildi.

Macaristan’da kazanan Heikki, üçüncü olup şampiyonluk umutlarını azaltan Raikkonen’i teselli ediyor.

Bu andan sonra Heikki Kovalainen’in kariyeri düşüşe geçti. 2009 yılında da Mclaren Mercedes için mücadele eden Heikki bu yıl gösterdiği kötü performanstan dolayı koltuğunu Jenson Button’a kaybetti. 2010 yılında Lotus pilotluğuna geçen Kovalainen, Jarno Trulli ile takım arkadaşı haline geldi. Bir daha 2007 ve 2008 yıllarındaki başarısını yakalayamayan Heikki için 2010 gerçekten hayal kırıklığıydı. Bahreyn’de birinciden 2 tur fark yiyen Kovalainen artık arka sıraların aranan ismiydi. Adeta duvar kenarında en arka sırada olunan hayta Finli pilottu.

Kovalainen’in de tıpkı vatandaşı Raikkonen gibi iyi bir gözlük zevki vardı aslında. Biz demiyoruz, gözlükleri diyor.

2011 yılında da kariyerine Lotus takımında devam eden Fin pilotun en iyi sonucu 13.’lüktü. Fakat yıl içerisinde önce Trulli’yi sonra da Trulli yerine geçen Karun Chandhok’u 19 yarışın 17’sinde geride bıraktı. Lotus’un, Caterham olarak isim değiştirdiği bir sonraki sezon da Heikki Kovalainen kokpitteki yerini korudu.

Caterham’da 2012 ve 2013 de pilot kadrosunda bulunarak devam etti. 2012 de son iki yıla göre çok daha istikrarlı bir sezon geçiren ve artık griddeki altıncı yılını dolduran Kovalainen, sezonun ilk yarışı Avustralya dışında bütün yarışları tamamlama başarısı gösterdi ve dikkatleri üzerine çekti.

2013 yılını daha çok yedek pilot olarak geçiren Kovalainen, aynı yıl içerisinde Lotus F1 team adına Raikonenin sakatlığından dolayı 2 yarışta bulundu ve bu iki yarışı da 14. tamamladı.

Bundan sonra bir daha F1 ile adı anılmayan pilot şu anda gözlerden uzakta SuperGT kariyerine devam ediyor. Yeni gözlükleriyle bile dikkatleri üstüne çekemeyen Kovalainen, 2016 yılında SuperGT şampiyonu oldu. Yine de dikkatleri üerine çekemedi tabii ki.

Bugün, tır ehliyeti bulunan ve tıları çok seven, bu yüzden kendimize yakın hissettiğimiz uçan Finlandiyalı pilotun kariyerini kısaca inceledim. F1 kariyerinin başında başarılar elde ettikten sonra çöküşe geçen Kovalainen, kim bilir belki F1 de gösteremediği başarayı SuperGT’de göstermeye devam eder.

İzzet Özcan

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz