Birbirleriyle Adeta Kanka Olan 7 Takım Arkadaşı

0

Her takım arkadaşı aslında birer rakiptir ve birbirlerini yenmek için amansızca bir mücadeleye girerler, soğuk savaşta olurlar adeta. Ancak bu pilotlar birbirlerinin rakibi değil sanki kankası gibiydiler. İşte karşınızda ‘Birbirleriyle Adeta Kanka Olan 7 Takım Arkadaşı’.

Ayrton Senna ve Gerhard Berger

McLaren tüm zamanların en ağır pilot kadrolarından birine sahip olmaktan çıkıp biraz olsun hafiflemişti. Alain Prost 1990’da Ferrari’ye gittiğinde, McLaren Senna’nın yanına Gerhard Berger’i oturttu. Gerhard oldukça hızlı bir pilot olmasına rağmen, genellikle Ayrton için çok rekabetçi değildi ve bu Senna’ya çok daha rahat bir atmosferi getirdi.

Berger, Senna’ya sürekli ‘eşek’ şakaları yapan biri olarak bilinirdi ve üç sezon boyunca ikisi birbirlerine türlü ‘eşek’ şakaları yaptı. Gerhard bir keresinde, Senna’nın pasaport fotoğrafını penis fotoğrafı ile değiştirerek Senna’nın Arjantin havalimanında gözaltına alınmasına neden oldu. Misilleme olarak Senna, Berger’in kredi kartlarının tümünü birbirine yapıştırdı.

Bunun yanında Berger’in, Senna’nın otel odasını canlı kurbağalarla doldurduğu, takım arkadaşının kıyafetlerinin hepsini çaldığı ve Senna’nın parlak, yeni, sözde parçalanamayan karbon fiber evrak çantasını helikopterden attığı zamanlar da var.

Daniel Ricciardo ve Max Verstappen

Ricciardo griddeki herkesle iyi anlaşıyor gibi gözüküyor ancak bana göre bütün takım arkadaşları ile ilişkilerini göz önüne alırsak en iyi Max ile anlaşıyor gibi duruyor.

Red Bull’un ortaya koyduğu sayısız tuhaf videonun keyfini çıkarmanın yanı sıra, ikisi basın konferanslarında da birbirlerini olağanüstü bir şekilde tamamlıyorlar. Max’in basın toplantısı sırasında birlikte aynı yastığa baş koyduklarını söyledikleri zamanlarda olduğu gibi ya da Ricciardo Malezya GP’sinden sonra ona su dökmesi gibi şeyleri zevkle yapıyorlar.

Dikkat çekilmesi gereken durum ise, yavaş araçta birbirinizle iyi anlaşırsınız fakat aracınız hızlandığı anda aynı samimiyeti koruyabilir misiniz? Meçhul. Umarım ikisinin arasını hırs, rekabet ateşi bozmaz.

Jackie Stewart ve Francois Cevert

Her şey Stewart’ın, Formula 2’de genç Cevert’i yenmek için mücadele ettiğinde başladı. Takım patronu Ken Tyrrell’e onun ne kadar iyi olduğunu ve Cevert’in Tyrrell’a gelmesi gerektiğini söyledi.

Pilotların çoğu o tarihlerde birbirleriyle büyük arkadaşlardı ama o yıllarda bile Stewart-Cevert ilişkisi son derece özeldi. Stewart, birbirleriyle tatile gitmenin yanı sıra, genç takım arkadaşına da aktif olarak danışmanlık yaptı ve onu bir orta sıra pilotluğundan, yarış kazanan ve düzenli podyuma çıkan bir pilot haline getirdi.

Stewart, Cevert’in önünü açmak için 1973 yılında bir emeklilik kararı alıyor. Ancak Fransız pilot 1973 yılının son yarışı olan ABD GP’sinin sıralama turlarında yaptığı feci kaza sonrası hayatını kaybediyor. Stewart ve Tyrell takımı ise o hafta sonu yarıştan çekilme kararı alıyor. Stewart ise bir daha dönmemek üzere emekli oluyor.

Sebastian Vettel ve Kimi Raikkonen

Bu adamlar Ferrari’de takım arkadaşı olmadan ve badminton oynamadan önce de birbirleriyle sıkı dostlardı.

Ancak aynı takımda olmak bu dostluğu asla bozmadı çünkü Vettel’e göre sahip olduğu en iyi takım arkadaşı Kimi’ydi. Aslında, onların uyumlu ilişkisi muhtemelen Ferrari’nin Kimi’yi neden bu kadar uzun süre tuttuğunu açıklar nitelikte.

Michael Schumacher ve Jos Verstappen

Schumi’nin ne kadar acımasız olduğunu göz önüne alırsak, onun “arkadaş edinme” konusunda harika birisi olduğunu ummazdık ama görünüşe göre o öyleymiş. Jos Verstappen, 1994’te Benetton ile ilk kez F1 kariyerine başladığında bu, temeli sağlam atılan bir dostluğun da başlangıcı olmuş oldu.

Michael’ın takım arkadaşlarına her zaman özellikle dostça davranmadığı ya da yardımcı olmadığı bilinmesine rağmen, Jos’a göre Şumi, ona bol miktarda yardım etti ve tavsiye verdi. Arkadaşlıkları Jos, Benetton’dan ayrıldığında bile devam etmiş ki zaman zaman iki aile genellikle tatillerini birlikte geçiriyorlarmış. Bazen birlikte karting bile yapmışlar. Jos’un dediğine göre karting yaparlarken, Michael’a tur bindiriyormuş.

Denny Hulme ve Bruce McLaren

Her ne kadar Denny Hulme’nin erken F1 kariyeri Brabham ekibi ile geçse de, o daima Bruce McLaren’le çok yakındı ve 1967’de şampiyonluğu kazandıktan sonra Papaya renkli araçlara katılmaya karar verdi.

Bruce, 1960’ların başında Denny’nin kariyerine yardımcı olmuştu ve şimdi takım arkadaşı olarak, McLaren’i zirveye taşımışlardı. F1’deki galibiyetlerinin yanı sıra ikisi de Can-Am’i domine ederek seriyi ‘The Bruce and Denny show’ takma adıyla kazandı.

1970 yılında Bruce’un ölümü Denny’yi zorladı ve McLaren ekibini 1974’te F1’den emekli olana dek bir arada tutmasına rağmen, arkadaşının kaybı motivasyonunu ciddi şekilde etkiledi.

Felipe Massa ve Rob Smedley (Felipe Baby)

Kankalığın sadece takım arkadaşları ile sınırlı olduğunu kim söyledi? Yarış mühendisleriyle yakın ilişkiye girmek, her pilot için önemlidir ancak Felipe Massa ve Rob Smedley işleri yeni boyutlara taşımıştı.

Smedley’in rehberliği, Massa’ya yarış kazandırdı ve şampiyonada rekabetçi hale getirdi ancak Malezya 2009’daki bu telsiz mesajı uzun yıllar boyunca mizah konusu olmuştu: ‘Felipe bebeğim, soğukkanlı kal!’ Ama Almanya 2010’daki telsiz mesajı ise kariyerini yaralayan acılardan biri olmuştu: “Fernando senden daha hızlı, yerini ona ver.”

Smedley, Ferrari’den ayrılsa ve Massa Williams’a gitse bile bu dostluk devam etti. Felipe artık emekli olmuş olabilir, ancak bu Rob’un ondan kolayca kurtulabileceği anlamına gelmiyor: “Onu işyerinde özlüyorum, o benim dostum. Eşlerimiz arkadaş, çocuklarımız dost, adeta birer kardeş gibiler. O ailemin bir parçası ve ailesinin bir parçasıyım, bu dostluk devam edecek, hiçbir şeyi değiştiremeyecek.”

Sevgiyi kesinlikle hissedebiliyorsunuz.

Bu yazı WTF1.com’dan Dan Thorn’un yazısından çevrilmiştir.

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz