Dram! Tartışma! Sarı peruklar! F1, 20 yıl önce bugün tarihteki en iyi sezon finallerinden birine tanıklık etti. Villeneuve, 97 sezonunun son yarışında ezeli rakibi Schumacher’i yenip dünya şampiyonu oldu. Peki bu yarışı ilk ağızdan dinlemeye ne dersiniz? Villeneuve, hafta sonu boyunca gördüklerini, gün yüzüne çıkarıyor.

1997 dünya şampiyonluğu için Schumacher’i yenmek, bir sürücüden ziyade bir ‘Kuruluşu’ mağlup etmek gibiydi. Jerez’in ardından hissettiğim şey buydu; herkes 79’dan sonra Ferrari’nin ilk dünya şampiyonluğunu kazanmasını istiyordu ve ben bu ihtimalleri mağlup ettim.

Bu, Williams’ın şansının dalgalandığını gördüğümüz çok yoğun bir sezondu. Melbourne’deki ilk yarışta herkesten tur başına 2 saniye daha hızlıydık fakat Ferrari bize yetişti ve öne geçti. Şampiyonu belirleyecek yarışa gelirken defterimizin dürüldüğünü hissettim; biz mağlup edilen taraftık.

Bu çok yoğun bir sezondu. Şampiyonun belirleneceği yarışa gelirken defterimizin dürüldüğünü düşündüm; biz mağlup edilen taraftık.

Suzuka’da sezonun sondan bir önceki yarışında diskalifiye edildiğimi aklınızdan çıkarmamalısınız. Bu, bir sarı bayrak ihlali nedeniyle meydana geldi ve rezalet bir durumdu. Olay antrenmanlarda gerçekleşti ve biz temyiz yoluna giderek yarışa başlamayı tercih ettik, ki bu bir hataydı. FIA’nın oyunlarını oynamak yerine yarıştan çekilip evimize gitmeliydik.

Japonya’da elbette Michael kazandı ve şampiyonun belirleneceği yarışa puan avantajını elinde tutarak geldi. Şampiyonluğu kazanmak için Jerez’de onun önünde bitirmek zorundaydım. Matematik çok basitti, fakat çok fazla tehlike söz konusuydu ve bu nedenle gerginlik had safhadaydı. Bir noktada gidip Eddie’yle konuşmak zorunda kaldım(Irvine, Schumacher’in o dönemki takım arkadaşı) çünkü o, Cuma antrenmanlarında beni 4 defa engelledi ve bu aptalcaydı. Bunu tekrarlamadı fakat bu, size oynanan akıl oyunları hakkında bir fikir verebilir.

Michael ve ben yarışa hazırlık esnasında konuşmadık. Hiç bir araya gelmedik; aramızda hiç elektrik yoktu. Bir yıl önce onu, Estoril’in son virajında dış taraftan geçmemin ardından hiç göz göze gelmedik. Bu onun için utanç vericiydi; onun egosunu zedeledi ve bunu üzerine alındı. 96’da onu 3 kez geçtim ve sanırım benden başka kimse Michael’ı geçemedi!

Michael ve ben yarış hazırlıkları sırasında konuşmadık. Aramızda hiç elektrik yoktu…

Söz konusu araç performansı olduğunda, Jerez’in FW19’a uymasını beklemiyorduk. Bu, arkadan kaymaya meyilli bir pistti ve bu durum yılın başlarında Magny Cours’ta bizi cezalandırmıştı ve aynı şeyi İspanya’da da bekliyorduk. Piste çıktığımızda, antrenmanlarda sergilediğimiz tempo ve istikrar bizim için hoş bir sürpriz oldu: Cuma akşamı savaşabileceğimi biliyordum.

Sıralama turları biraz çılgıncaydı. İlk lastik setiyle pole pozisyonunu elde ettim ve o esnada gerçekten zorlamıyordum. Goodyear lastikleri çok uç seviyedeydi; çok çekiş sağlıyorlardı fakat çalışma aralığı dardı ve aralığı yakalamak için agresif olmanız gerekiyordu. İkinci lastik setiyle, her şeyi riske atarak çok zaman kazanacağımı düşünüyordum.

Fakat bu olmadı çünkü lastikleri kitledim ve sonradan önemi anladım ki; ilk turum kusursuz olmalıydı. Bu, kontrolün ve agresifliğin mükemmel karışımıydı. Michael ve Heinz-Harald benle aynı tur zamanını kaydetti. Hepimiz 1.21.072 kaydettik fakat bu zamanı ilk kaydeden ben olduğum için pole pozisyonunu ben elde ettim.

Oldukça iyi bir kalkış yaptım – fakat Michael’ın startı başka bir gezegenden gelmişti.

Tuhaf bir şekilde yarıştan önceki gece deliksiz uyudum. Bu, tüm yarış kariyerim boyunca çektiğim en iyi uyku olabilir! Arkadaşlarımla akşam yemeği yedik ve daha sonra erkenden yatağa gittim. Son derece rahattım ve hemen uykuya daldım.

Yarış günü atmosfer oldukça gergindi ve sinirleri yatıştırmak için ısınma turlarına sahip olmak iyi bir şeydi. Isınma turlarında 5’nci en hızlı isimdim ve her şey yolundaydı; ısınma turlarında hiç zorlamadım çünkü araçtan öğrenilecek hiçbir şey yoktu.

Farklı yarış senaryolarını düşünmek için çok zaman harcadık ve sonunda kendimize çok sayıda strateji hazırladık. 100 farklı olasılığa göz attık ve yarış startı geldiğinde hangisini tercih edeceğimizi bilmiyorduk. Baskı altında olduğunuzda, işleri fazla düşünmemelisiniz çünkü sonunda kafanızı karıştırıyorsunuz. Sadece etrafınızda olup biten şeylere tepki vermeniz gerekiyor, ki startın ardından yapmak zorunda olduğum şey de buydu.

Oldukça iyi bir kalkış yaptım. Tepki sürem kusursuzdu ve daha önce sahip olmadığım kadar iyi bir başlangıç aşamasına sahiptim. Ama Michael’ın startı başka bir gezegenden gelmişti. Hiç patinajda kalmadan kariyerindeki en iyi startı almış olmalıydı ve liderliği ele geçirdi. Ve o esnada onu nasıl geçeceğimi planlamak zorundaydım.

Ya şimdi ya da hiç. İçeri daldım ve olanları fark ettiğinde kapıyı kapadı. Fakat çok geçti.

Michael’ı takip ederken, onun hangi alanlarda güçlü hangi alanlarda zayıf olduğunu gördüm ve o frenlemede zayıftı. Bizse frenlemede güçlüydük çünkü bir önceki yarışta yeni bir elektronik fren sistemi tanıtmıştık ve bu, hiç yumuşak bir pedal kullanmadan sürekli aynı fren dağılımına sahip olduğum anlamına geliyordu.

Arka düzlüğün sonundaki ‘U’ viraja girerken Michael’dan 10 metre daha geç fren yapabilirdim ve nerede fırsat yakalayacağımı biliyordum. Ayrıca onu şaşırtmak zorunda olduğumu da biliyordum; beni aynalarından bile göremeyeceği kadar uzaktan gelmeliydim.

Yarış boyunca sadece bekliyordum, ikinci pitimi bekliyordum. Hamleyi başarıyla tamamlama şansımı azami seviyeye çıkarmak için yeni lastiklerden gelecek çekişe ihtiyacım vardı, bu yüzden dünya şampiyonluğu ikinci pitten sonraki 2 tura bağlıydı. İlk turu ona yaklaşmak ikincisini ise onu geçmek için kullanacaktım, çünkü lastiklerim bu andan sonra eşik noktasını kaybedecekti.

Ve hemen hemen olan şey buydu. Pitten sonraki ikinci turda, 48. tur, kendimi göreve adadım. Arka düzlüğe bağlanan ve yüksek hızla sağa dönülen Curva Sito Pons virajında çok büyük bir risk aldım ve bu, bana 2 metre kazandırdı. O zaman ya şimdi ya da asla olduğunu biliyordum; kazandığım ekstra 2 metre bana bunu söyledi.

Bir sonraki turda sürmeye devam ettiğimi ve onu duvarın üzerinde gördüğümü hala hatırlıyorum, sadece izliyordu. Onun yüzünü hala görebiliyordum ve üzerindeki teri hala hatırlıyorum. O, hiç terlemez…

İçeri daldım ve kapıyı hemen kapatması nedeniyle şaşırdım. Çok geriden gelmiştim ve olanları fark ettiğinde, kapıyı direk kapadı. Fakat çok geçti: onun yanındaydım ve sidepodlarıma çarpıp sekti. Bu inanılmaz bir andı. Bir sonraki turda sürmeye devam ettiğimi ve onu duvarın üzerinde gördüğümü hala hatırlıyorum, sadece izliyordu. Onun yüzünü hala görebiliyordum ve üzerindeki teri hala hatırlıyorum. O, hiç terlemez fakat bu teri canlı canlı gördüm.

Yarışa hazırlık sırasında birçok konuşma oldu. İkimiz de basına demeçler verdik ve ben gazetecilere yan yana gelmemiz durumunda onun gözükara bir harekette bulanabileceğini söyledim. FIA bile yasal olmayan sürüş hareketlerini cezalandıracağını belirtti.

Tahmin edildiği gibi yan yana geldik ve yarışı bitirdiğim için çok şanslıydım. Aracımdaki batarya, Michael’in temas ettiği sol sidepodda yer alan, bozulmadan kalmış olamazdı. (Fakat) bu birkaç elektrik kablosu ile pozisyonunda sağlam kalmış. O esnada bunu bilmiyordum fakat her ihtimale karşı araca göz kulak olmak için yarışın sonuna doğru yavaşladım.

Podyumda olmak umurumda değildi ve McLaren pilotlarının bana usul usul yaklaştıklarının farkında değildim, zaten onların beni geçmesine izin verdim. Eğer 4. sırada Gerhard Berger’in olduğunu fark etsem onun da geçmesine izin verirdim çünkü son yarışında podyuma çıkmak onun için anlamlı olurdu.

Yarış sonu kutlamaları biraz bulanıktı. Akşam otelde bir parti verdik. Barmen oldum, içki servis etti. Schumacher bile geldi.

Yarış sonu kutlamaları biraz bulanıktı. Sarı peruklarıyla Renault çalışanlarını gördüğümü hatırlıyorum, sezon başında benim benimsediğim saç modelini kopyalamışlardı ve Irvine’ın, Ferrari’nin yarışa getirmiş olduğu ‘Schumacher şampiyon’ yazılı bir şapka ile yürüdüğünü hatırlıyorum. Ayrıca Kanada başbakanı tarafından arandım; sanırım herkes telefonda annemle konuştuğumu düşündü.

Akşam otelde bir parti verdik. Barmen oldum, içki servis ettim. Michael bile geldi, kırmızı bir peruk takmıştı. Karısı fotoğraf çektiği sırada barın arkasına geldi ve bana sarıldı. “Tamam, bu eğlenceli” diye düşünüyordum.

Bir hafta sonra fotoğraf Alman gazetelerinde manşet oldu, yanlış hiçbir şey yapmadığını ve aramızda hiç husumet bulunmadığını söylüyordu. İşte o zaman sinirlendim. Pist üzerinde ne yaptığı umurumda değildi çünkü hareketi şampiyon olmama yardımcı oldu: beni kızdıran şey Michael’in kendi çıkarları için zafer anımı kullanmasıydı. İşte o zaman bununla bir sorunum vardı.

İnsanlar bana dünya şampiyonluğunu kazanmanın hayatımı nasıl değiştirdiğini soruyor. Bunu cevaplamak zor çünkü bu olmadan hayatım nasıl olurdu bilmiyorum. Fakat benim için kapıları açtı ve kariyerime güvenilirlik kazandırdı. Sadece Gilles’in oğlu olmak yerine kendi başıma sahip olduğum bir başarı var. Bu, kariyerimdeki en önemli andı.

Yazının orijinaline F1’in resmi web sayfasından ulaşabilirsiniz!

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz