Lewis Hamilton, ABD GP’sinde rakipsizdi. İngiliz, hafta sonunun başından itibaren bütün seansları ilk sırada tamamladı, bitime 3 yarış kala puan farkını 66’ya çıkardı ve Mercedes’in arka arkaya 4’üncü dünya şampiyonluğunu elde etmesinde büyük rol oynadı.

Gelin ABD GP’si hafta sonundan dikkat çeken şeyleri 5 başlık altında toplayalım.

1 – Hamilton Birleşik Devletleri

Bazı pilotların kariyeri boyunca çok başarılı olduğu bazı yarışlar vardır. Örneğin Schumacher’in 8 kez kazandığı Fransa GP’si ve 7 kez kazandığı San Marino GP’si gibi. ABD GP’si de Hamilton için aynı anlama geliyor. Amerika topraklarında ilk kez 2007 yılında yarışan ve o yarışı kazanan Hamilton, 2012-16 arasında Austin’de düzenlenen 5 yarışın 4’ünü kazanarak bu hafta sonuna Amerika GP’lerinin en başarılı iki pilotundan biri olarak girdi.

Hamilton Austin’de 5’nci Amerika topraklarında ise 6’ncı kez kazandı.

İngiliz sürücü hafta sonu boyunca kusursuzdu, sıralama turlarına kadar gerçekleştirilen bütün antrenmanları ilk sırada tamamladı ve sıralama turlarında her seansı ilk sırada tamamlayarak kariyerinde 72’nci pole pozisyonunu elde etti.

Hamilton, yarış startında çok daha iyi bir ivme yakalayan Vettel’e pozisyonunu kaybetse de sakin kalmayı başardı ve 6. turda DRS yardımıyla Vettel’i geçerek yarış sonuna kadar liderliği elinde tuttu. İlk pit sonrasında peşine takılan Alman pilotun baskısını bertaraf eden Hamilton, lastiklerini mükemmel şekilde yöneterek usta işi bir zafer elde etti.

Hamilton elde ettiği bu galibiyetle artık Amerika GP’lerinin en başarılı pilotu ve Austin’deki bu form durumu göz önüne alındığında Schumacher’e ait olan bir yarışı en çok kazanma rekorunu(Fransa GP 8 kez) geride bırakma ihtimali çok yüksek.

2 – Mercedes Bir İlki Başardı

Mercedes, turbo-hibrit güç ünitelerinin tanıtıldığı 2014’ten beri sporu domine ediyor fakat 2017 öncesinde aerodinamiyi öne çıkaran kural değişiklikleriyle Gümüş Okların güç kaybetmesi bekleniyordu. Özellikle Red Bull’un verimli şasi üretme konusunda oldukça başarılı olması Milton Keynes merkezli ekibin bu sezon şampiyonluk için yarışacağı beklentisini doğurdu herkeste.

Fakat beklentiler beyhude çıktı ve Red Bull sezona oldukça kötü bir giriş yaptı. Yine de bu sezon geçmiş yıllara oranla Mercedes’e daha büyük zorluk çıkaran bir rakip vardı; Ferrari. Sezona lastik kullanımındaki başarısıyla müthiş bir başlangıç yapan Scuderia, sezon arasına kadar Vettel’le şampiyonaya liderlik etse de Raikkonen’in sezon başında yavaş kalması ve sezon ortasında yaşadığı talihsizlikler nedeniyle markalar klasmanında Mercedes’in arayı açmasına engel olamadı.

Mercedes Austin’de 4. şampiyonluğu kutluyor.

Ve Mercedes, sezonun bitimine dört yarış kala Austin’de arka arkaya 4’üncü dünya şampiyonluğunu ilan etmeyi başardı. Fakat bu başarıyı daha da anlamlı kılan Mercedes’in, böylesine büyük kural değişikliklerinden önce de sonra da şampiyon olmayı başaran ilk ekip olmasıydı. Bu başarıya şapka çıkarmamak elde değil. Bakalım gelecek sezon Ferrari ve Red Bull, onların yoluna taş koyabilecek mi?

3 – Bottas Tel Tel Dökülmeye Devam Ediyor
Bottas, Amerika GP’sinde sadece Ricciardo’yu savunabildi.

Rosberg’in şok emeklilik kararıyla bir anda kendini Mercedes’te bulan Bottas, sezonun ilk yarısında gösterdiği performansla hem takımını hem de seyircileri etkilemeyi başardı. Ancak ne olduysa Macaristan GP’sinden sonra oldu ve Fin sürücü yaz arasından sonra varlık gösterememeye başladı.

Takım arkadaşı Hamilton son 6 yarışın 5’ini kazanırken Bottas’ın elde ettiği en iyi sonuç İtalya’daki 2’ncilikti ve Mercedes’in o yarışta sahip olduğu baskınlık göz önüne alındığında Bottas’ın bu sonucu elde etmesi için aracı sadece finişe getirmesi gerektiği ortadaydı. Singapur’da Ferrariler ve Verstappen’in yarış dışı kalması sayesinde kürsüye çıkmayı başarsa da 3 yarıştır ortalarda görünmeyen ve kürsüye çıkamayan bir Bottas var karşımızda.

Bottas’ın kürsüye çıktığı son yarış Singapur GP’siydi.

Takım arkadaşı Hamilton’ın Austin’deki baskınlığı göz önüne alındığında, pist üstünde Raikkonen, Vettel ve Verstappen’e kolaylıkla geçilmesi Bottas’ın sergilediği kötü performansın daha da sırıtmasına neden oldu. Mercedes, sürücüsüne destek veriyor fakat sorunların bir türlü çözülemediği ve Bottas’ın vasat bir performans gösterdiği ortada. Bakalım Fin sürücü son 3 yarışta işleri değiştirebilecek mi?

4 – Sainz İlk Sınavını Başarıyla Atlattı

Gelecekte daha iyi bir sürücü dizilimine sahip olmak isteyen Renault, Toro Rosso ile olan tedarik anlaşmasının feshi karşılığında Carlos Sainz’ı 2018 sezonu için kadrosuna kattı. Fakat Jolyon Palmer’ın takımdan ayrılması halinde İspanyol sürücünün Fransız üreticiye beklenenden erken katılabileceği yönünde söylentiler vardı.

Söylentiler, Palmer’ın Japonya’da takımdan ayrılacağını açıklamasıyla doğru çıktı ve İspanyol sürücü, ABD GP’sinde yeni tulumları ve yeni aracıyla piste çıktı. Sainz’ın ilk hafta sonunda Renault ile göstereceği performans büyük merak konusuydu ve o, kusursuz bir performans ortaya koymayı başardı.

Sainz, yeni takımıyla çıktığı ilk sıralama turlarında takım arkadaşını mağlup etti ve son seansa kalmayı başardı. Selefi Palmer’ın bu başarıya elde etmesi için tam tamına 23 yarışa ihtiyacı vardı. Sainz, Pazar günkü yarışta da parlamaya devam etti ve Perez’i muhteşem bir atakla geride bırakarak yarışı 7. tamamladı. İspanyol’un bu performansı sürdürmesi Hulkenberg’i daha hızlı sürmeye sevk edecek ve takımın hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak. Ezcümle, Sainz ilk sınavını başarıyla geride bıraktı ve Renault’nun başarılı bir karar verdiği ortaya çıktı.

5 – Verstappen Sert Söylemlerine Devam Ediyor

Verstappen spora girdiği günden beri pist üzerindeki geçiş hamleleri, sert savunmaları ve bazı durumlarda çizgiyi aşan hareketleri nedeniyle sürekli gündemi meşgul etmeye devam ediyor.

ABD GP’si de genç Hollandalının dikkat çektiği yarışlardan birine sahne oldu. Yarışa aldığı grid cezası nedeniyle 17. sıradan başlayan Verstappen, alan boyunca hızla yükseldi ve yarışın sonlarına doğru yaptığı pitle podyum potasının içerisine girdi. Bitime 4 tur kala Bottas’ı geride bırakıp Raikkonen’in peşine takılan Hollandalı, arka düzlükte istediği fırsatı bir türlü elde edemese de yarışın son turunda beklenmedik bir atakla Raikkonen’i geride bırakmayı başardı ve kürsüye çıktı.

Fakat bu geçiş hamlesi hakemler tarafından nizami bulunmadı ve Verstappen yarışın hemen ardından 5 saniye ceza alarak kürsüyü Raikkonen’e bıraktı. Sivri söylemleriyle dikkat çeken Verstappen, yarışın ardından verilen ‘aptalca kararların’ sporu öldüreceğinden dem vurdu ve takım patronu Horner ile Lauda’dan bu söylemlere destek geldi. Ancak yarıştan sonra video görüntüleri incelendiğinde Hollandalının pisti keserek açık bir şekilde avantaj kazandığı ve hakemlerin verdiği kararın haklı olduğu açıktı.

Şimdi Hollandalının verdiği demeçler nedeniyle bir yaptırıma tabii tutulup tutulmayacağı konuşuluyor. FIA tarafından bir ceza gelip gelmeyeceği belirsiz olsa da Verstappen’in bu durumlarda ağzından çıkan kelimelere dikkat etmesi gerektiği açıkça ortada.

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz