Formula 1 pilotları, her yarış hafta sonunda yüzlerce soruya cevap verirler ancak pist dışındaki hayatlarının ne kadarı hakkında bilgi sahibiyiz? GPUpdate.net bu sorunun cevabını öğrenmek için Stoffel Vandoorne ile eğlenceli bir röportaj gerçekleştirmiş. 

S: Mükemmel bir gününü tanımlar mısın?

F1’de mükemmel günüm muhtemelen henüz gelmedi! Sanırım bu, bir yarış kazanınca olurdu. Fakat spor hakkında düşünmeyip tamamen özel hayatımdan bahsedeceksek, bazı arkadaşlarla zaman geçirmek diye düşünüyorum. Çünkü çok fazla seyahat ediyoruz, birlikte vakit geçirmek için çok fazla fırsatımız yok. Onlarla olmak, biraz içki içmek ve rahatlamak hoş.

S: Şimdiye kadar aldığın en iyi karar ne?

Muhtemelen 2009’daydı, Belçika milli takımının yardımıyla tek-koltuklu serilerde yarışmak için bir şansa veya bir teklife sahiptim. O anda, kartingde devam etme veya tek koltuklu serilere gitme konusunda tereddüt ediyordum. Go kartta profesyonel bir sözleşmeye sahip olabilirdim ve tek koltuklu serilerde nereye kadar gideceğimden emin değildim çünkü hiç param yoktu. Fakat bu şansı kabul ettim ve bu iyi bir karardı.

S: Şimdiye kadar yaptığın en büyük hata ne?

Hmm. Bilmiyorum! Bu, kolay değil!

S: Hatalar yok mu?

Hataların olduğundan emin olabilirsiniz. Ancak, hayatımı değiştiren şiddetli hiçbir şey yok muhtemelen. Bu, hemen cevaplayabileceğim bir soru değil.

S: Güne hazırlanmak için ne kadar zaman harcıyorsun?

Yarım saat!

S: Romain Grosjean 4 dakika ile hala lider.

O halde duş almıyor! Demek bu yüzden kokuyor! (Gülüyor)

S: Geç saate kadar(sabah) uyumayı mı tercih edersin yoksa öğleden sonra şekerlemeyi mi?

Muhtemelen öğleden sonra şekerleme. Ben tipik bir sabahcıyım, oldukça erken ve oldukça hızlı bir şekilde kalkarım!

S: Gece dışarı çıkmayı mı yoksa evde olmayı mı tercih edersin?

Duruma göre değişir, fakat gece dışarı çıkmak muhtemelen!

S: Hangisi daha kötü, sıkışık bir trafikte beklemek mi havaalanı kuyruğunda beklemek mi?

Benim için sıkışık bir trafik.

S: Havaalanında vaktini nasıl öldürüyorsun?

Mümkün olduğunca geç varmaya çalışıyorum! Fakat genel olarak, aylaklık ederek, müzik dinleyerek, Netflix’te birtakım filmler seyrederek.

S: Yaptığın en komik şey neydi?

(Uzun bir duraksama) Bilmiyorum!

S: Valtteri Bottas, posta kutularını havai fişekle patlatıyor, ya sen…

Bunu ben de yaptım! Eh… komik değildi, çünkü bundan gerçekten korktum. Evde bir tenis kortumuz vardı ve birkaç havai fişekle oynuyordum. Yakmak için biraz fazla benzin almaya karar verdim ve her şey havaya uçtu! Tüm sokağı kapattılar çünkü yanı başlarındaki benzin istasyonunun yandığını düşündüler!

S: Bu, en büyük hatan olabilir mi?

O an komik değildi. Uzun bir süre kabusum oldu!

S: Karaoke şarkın ne olmalı?

Hiç karaoke adamı değilim. Belki Japonya’da, Hasegawa-san ile dışarı çıkabiliriz!

S: Kaç dil konuşabiliyorsun?

Üç: İngilizce, Fransızca ve Flemenkçe.

S: En çok hangi dili öğrenmek istersin?

Belki biraz İtalyanca. Biraz konuşabiliyorum. Aynı zamanda biraz Japonca da konuşabiliyorum.

S: Cadde pisti mi yarış pisti mi?

Cadde pisti! Çok daha zorlu, daha az boşluk, hata için daha az alan – sadece daha heyecanlı!

S: Takvimdeki favori yarışın hangisi?

Birkaç tane var. Spa favorilerimden biri çünkü bu kendi ülkemdeki yarış, aynı zamanda pist harika. Monaco da çok iyi bir pist. Suzuka’ya bir kez daha gitmeyi iple çekiyorum ve muhtemelen keşfedeceğim bir pist olan Singapur!

S: Eğer takvime bir pist ekleyebilseydin, bu hangisi olurdu?

Imola! Bilgisayar oyunlarında yarışırken birçok kez oynadığım bir pistti. Şikanları geçme şeklini seviyorum, gerçekten hızlı şikanlar ve kerbe oturmak – bu havalı.

S: Tatlı yiyecekleri mi yoksa tuzlu/baharatlı(*savoury) yiyecekleri mi tercih edersin?

Tatlı!

S: Belçika waffleları mı yoksa kızartma ve mayonez mi?

Bunu şimdi cevaplayabilirsin! (Gülüyor)

S: Bir yiyecek ve bir içecek. Ne seçerdin?

Muhtemelen biraz et; dünyadaki en iyi et, aşırı pahalı. Wagyu!

S: Bununla birlikte dünyadaki en iyi bira?

Bira içmeyi sevmiyorum!

S: Favori filmin ne?

Daha çok dizilerle haşır neşirim.

S: Peki favori TV dizin?

Prison Break severim, Breaking Bad de iyidir.

S: Favori kitabın?

Kitaplarla pek aram yok fakat okuduğum son kitap, (geçtiğimiz yıl ölen) takım doktorumuz Aki Hintsa’nınkiydi.

S: Favori müzik grubun?

Genelde, dans müzikleri dinliyorum fakat söyleyebileceğim dikkat çekici belli bir grup yok.

S: Kır mı kent mi?

Hmm, bir kombinasyon! Kırsal bölgeler, şehir çok uzak olmadığında gerçekten güzeldir.

S: Yaz mı kış mı?

Yaz!

S: Issız bir adaya düşsen ve yanına 1 pilot alma şansın olsaydı bu kim olurdu ve neden?

(Gülüyor) İki alabilir miyim? O halde Perez ve Ocon’u alırdım.

S: Bir ateşin etrafında boş boş oturup bir şeyler tartışabilir misiniz?

Elbette!

S: Ve seninle gelmeyecek bir sürücü seçecek olsaydın?

Fernando’yu söyleyemem değil mi? (Gülüyor). Bilmiyorum! Muhtemelen kimseyi almaz tek başıma gitmeyi tercih ederdim!

S: Şimdiye kadarki en eğlenceli takım arkadaşın kim?

Belki Josh Hill. Formula Reanult 2.0’da onunla yarışıyordum. O komik bir adamdı. Sanırım yarışlarla canı sıkılmıyordu. Davulları seviyordu. Havalı bir dosttu, onu severdim.

S: F1’e ulaşamayanlar içerisinde yarıştığın en iyi sürücü kimdi?

Robin Frijns. Formula 1’den önce her şeyi kazandı ve gerçekten yarışmak için hiç şans bulamadı.

S: En iyi geçişin hangisiydi?

Biraz düşünmek zorundayım… Her zaman liderdim! (Gülüyor). Özellikle hatırladığım bir geçiş yok. GP2’de olduğu gibi iyi olanlar vardı. GP2’de ters gridin olduğu birçok yarış vardı veya farklı bir strateji ile yarışıyordunuz (bu nedenle) çocukları geçmek zorunda oluyordunuz.

S: En iyi yarışın hangisi?

Bu, muhtemelen 2012’de Paul Ricard’daki bir Formula Renault 2.0 yarışıydı. Pole pozisyonundan başlıyordum ve formasyon turunda yağmur başladı. Birkaç adam slick lastiklerdeydi ve birçok adam yağmur lastiklerinde. Açılış turunda spin attım, 20. sıraya düştüm sonra 22 ve yarışı 2. bitirdim. Bence bu en iyi yarışlarımdan biriydi.

S: Yarışlar kazanıp dünya şampiyonu olamamayı mı yoksa dünya şampiyonu olup yarışlar kazanamamayı mı tercih ederdin?

Yarışlar kazanmayı tercih ederim. Bir sebepten ötürü, şampiyonayı kazanırken yarış kazanamamanın doğru hissettirmediğini düşünüyorum.

S: Şimdiye kadar sana sorulan en tuhaf soru neydi?

Ah! ‘Hangi dinozor olmak istersin’ gibi bir şeydi. Biri bu soruyu sürekli soruyordu! Cevaplayamıyordum. Muhtemelen bir T-Rex!

Sosyal Medya Hesaplarınızla veya Üye Olarak Yorum Yapabilirsiniz